O, Türkiye'deki Erdoğan Rejiminin Dışişlerinde Görevli...
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

O, Türkiye'deki Erdoğan Rejiminin Dışişlerinde Görevli Diplomat Gibidir

21 Temmuz 2022 - 09:01

O seçilmemiş, Seçilmesi için Partisinin aday listesine konulmamış seçimden sonra hükümetin bakanları arasına girmeye değer bulunmamış birisi. Bu şekliyle Kıbrıslı Türklerin temsilcisi olmuyor. Türkiye’‘deki Erdoğan rejiminin emriyle dışişleri bakanı olarak atanıyor.

Kıbrıslı her Türk onu iyi tanır. Kıbrıs sorununun çözülmemesi için gittiği Kopenhag Zirvesi’nde kendi aklına göre :” Annan Planı’nın Kıbrıslı Türkler için kabul edebilir bir plan olmadığını” iddia ederek deklarasyonu imzalamadığını övünerek meclis kürsüsünden açıklayan birisidir. Kıbrıslı Türkler onun gibi düşünmediğini referandumda gösterdi. Buna rağmen hâlâ bildiğini okumaya devam ediyor.

Kıbrıs sorununun çözümü için atılan her adımda O’nun karşı çıkışı ve Türkiye’nin çıkarlarını savunması artık bilinen bir gerçektir. Şimdi de “Egemen iki devletli çözüm” engellerini en çok savunanlardandır. Bu haliyle bir kez daha Türkiye’deki Erdoğan rejiminin elinin altında TC Dışişleri Bakanlığı’nın bir diplomatı olmaktan öteye gitmez.

Son günlerde Avrupa Birliği Uyum ve Reformlardan Sorumlu Komiseri Elisa Ferreira’nın açıklamalarına taktı. “Egemen İki devletli Çözüm” modelini gündeme getirerek Kıbrıs Cumhuriyeti diye bir AB devletini tanımadığını açıkladı. O’nun kendi aklınca vurguladığı dört gerekçeye bir bakalım:

1-GKRY “Kıbrıs Cumhuriyeti” değildir. “

4 mart 1964 tarihinde BM Güvenlik Konseyi’nin 186 no’lu kararı Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Kıbrıs Rumlarının temsil etmesine evrildi. Bu karara Türkiye bile karşı çıkmamıştır. Dahası karardan memnuniyet duyduklarını açıklamasılardı. Kıbrıs Türk liderliği Türklerin cumhuriyetteki resmi görevlerine gitmemeleri sağlanmıştı. Bu şekilde uluslararası ilişkilerde kurucu ortaklardan biri olan Rumlar Kıbrıs Cumhuriyeti’nin temsilcisi olarak tanınmışlardır. Bu durum devam etmektedir. O’nun ne söylediği önemli değildir.

2-“Kıbrıs Cumhuriyeti” diye bir AB ülkesini tanımıyoruz.

Şu anda 27 olan AB ülkeleri içinde Kıbrıs Cumhuriyeti de vardır ve AB mevzuatına göre diğer üye devletlerin eşit haklarına sahiptir. Dünya KKTC diye bir devleti tanımadığı için O’nun dışişleri olmasını ve böyle bir açıklama yapmasını da kimse önemsemez ve dikkate almaz. Dünya devletleri tanıyor. Yetmez mi?

3- “KKTC, AB üyesi bir devlet değildir.”

Öncelikle dünya devletleri KKTC diye egemen bir devlet olduğunu kabul etmiyorlar. Buradaki yönetimi Türkiye’nin bir alt yönetimi olarak görürler. Bu nedenle KKTC’nin AB üyesi olmadığını argüman olarak ortaya koymak mizah bile olamaz.

4- “KKTC, AB üyeliği için başvurmuş bir devlet değildir.”

AB üyeliği için başvurma hakkı devlet olma olgusunu da gerektirir. Bu anlamda Kıbrıs Adası üzerinde kurulan KKTC dünya hukukuna göre Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarını bir bölümü üzerinde kurulmuş oluyor ve bu da hukuken onaylanmaz. Bu nedenle KKTC ne devlet olarak görülmekte ne de AB üyesi olmak için müracaat etme yeterliliğine sahiptir.

Sonuç olarak her durumda Kıbrıslı Türkleri temsil etmeyen, Kıbrıslı Türklerin çıkarlarını değil Türkiye’deki AKP iktidarının dışişlerinin emirlerini yerine getirmekle yükümlü olan Tahsin Bey’in iddiaları pek dikekte alınmamalı. O’nu zaten ne parti yönetimi ne de parti tabanı dikkate alıyor. Siz de dikkate almayınız.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar