ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK'TEN KURTULUP GÜCÜMÜZÜN FARKINA...
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK'TEN KURTULUP GÜCÜMÜZÜN FARKINA VARMALIYIZ

29 Kasım 2021 - 10:39

Psikolojide tanımlanan bir durumdur öğrenilmiş çaresizlik.  Başarısızlık karşısında umudunu yitiren ve başarma şansının olmayacağını kabullenen kişilerde bu hastalık sendromu görülür. Özgüven yerlerde sürünür. Hayattan zevk almaz. Kendini çaresiz hisseder.

Bu durumu anlatmak için kullanılan resimlerden örnek vermek gerekirse şu resme rastlarız. Bir filin ayağının bağlandığı ince bir iple kontrol edilmesi. Aslında bu ince ip filin gücüne dayanamaz ve çok kolay koparılabilir. Fil ise bunu denemenin faydasız olacağına inandırıldığı için böyle bir şeyi yapmayı aklından geçirmez bile.

Toplumlarda ise bu sendrom yönetme işinde çokça işe yaramaktadır. Şunu iyi biliyoruz ki bir devlette ulusal gelirin büyük bir bölümü küçük bir azınlığın elindeyse orada bir adaletsizlik vardır. Bu zenginliğin oluşmasında böyle bir düzen mutlaka olmalıdır. Peki, bu durmada çoğunluk nasıl susturulabiliniz. 

Çoğunluk bu duruma karşı haklarını demokratik yollardan savunursa ve seçimlerde böyle bir düzene karşı çıkarsa belki kendi haklarını savunan  adil bir yönetim olabilir. Çoğunluğun sayısal gücü azınlıkta olan sınıfın egemenliğine son verebilir.

Peki bu niçin olmuyor?

İşte burada da tıpkı fil örneğinde olduğu gibi sömürülen, ezilen, hakları verilmeyen büyük bir çoğunluk kendi gücünün farkında değildir. Onlar da öğrenilmiş çaresizlik içerisindedirler. Aç ve işsiz bırakılarak egemen sınıfın emrinde olurlar. Zengine biat ederek yaşayabilecekleri, onların sözünden çıkmamak gerektiğine inandırılırlar.

Egemen güçler bunu yaparken çok iyi kullandıkları bir de güçlü silahları vardır. Din.

Her din egemen ve sömüren sınıfın elinde kendi çıkarlarını koruma aracına dönüştürülmüştür. Din öğretilerinde aza kanaat etmeyi,  yöneticilerine güvenmeyi ve onların sözünden çıkamamayı bir erdemmiş gibi öğretir.

Bu dünyada aç kalıp yaratıcıya ibadet etmekle cennete gidecekleri ve orada bu dünyada yaşayamadıklarını yaşama şansı bulacakları anlatılır ve inandırılır. Adına din dedikleri bu korkunç silah nedeniyle insanlar kolay kandırılıp inandırılırlar.

Bu şekilde sömürenlerin yaşam tarzlarına, yaşadıkları lüks hayata göz dikmenin günah olduğu, bunun aslında bir servet düşmanlığı olduğu anlatılır. Aç kalmanın, aslında bir imtihan olduğunu, buna kanaat getirenlerin bu sınavda başarılı sayılacağını ve cennete gideceklerine inandırılırlar.

Tam da öğrenilmiş çaresizlik sendromu içinde olan böyle insanlar sayısal ve üretimden gelen güçlerini birleştirmeyi hiç akıl etmezler. Buna “kader” deyip kurtulmak için çare arayışına girmezler. Kurulmanın yolunu bulmaya çalışanlar da düzene başkaldırıyorlar diye cezalandırılıp diğerlerine gözdağı vermek için kullanılırlar.

Nerden bunlar aklıma geldi? Sebebi şudur:

Biz, Sol’un birleşmesi ve güçlü olarak mutlu azınlığın temsilcisi olan AKP destekli Sağ’a karşı birleşmeliyiz derken onlar hep DMP örneğini verirler. Oradaki başarısızlığı örnek göstererek bunun denememesinin gereğini kanıtlamaya çalışırlar.

Şimdi ben bu arkadaşlara şöyle desem ayıp olur mu?

Siz, gücünün farkında olmayan bir fil gibi düşünüyorsunuz.  Başarısızlıklardan ders alarak bunu başarıya dönüştürmek bizlerin elindeyken siz hâlâ fil gibi davranıyorsunuz. Gücümüzün farkında değilsiniz.  Ciğerci kedisi gibi paçalara sürünmekten ne zaman vaz geçeceksiniz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar