SARI ÖKÜZ'ÜN HİKAYESİ VE KIBRISLI TÜRKLER
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

SARI ÖKÜZ'ÜN HİKAYESİ VE KIBRISLI TÜRKLER

30 Mart 2022 - 09:45

İnsanlara ders vermek hayvanlar üzerinden yazılmış hikayelerin en  ünlüleri La Fontain’in hikayeleridir. Sarı Öküz hikayesi ise kim tarafından ne saman yazılmış, anlatılmış bilinmiyor. Buna rağmen her zaman hatırlanan ve pişmanlık duyulan olaylardan sonra akıllara gelen bir hikayedir.                            Bu nedenle gazete köşe yazılarında devamlı yer bulur.

Kısaca özetleyeyim:

Bir otlakta yaşayan öküz sürüsü çevredeki aslan saldırılarına karşı birlik olmayı başarmışlar. Bu sayede aslanlar öküzlere yanaşamaz olmuşlar. Bu durum aslanları açlığa sürüklemiş. Bir gün topal aslan yanına bir aslan daha alarak beyaz bayrak ile öküz sürüsüne yaklaşmış.

Geçmişte yapılan saldırılardan dolayı özür dilemiş af beklemiş. Bunun sebebini de öküzler içinde bulunan Sarı Öküz’e bağlamışlar. Rengi o kadar farklıymış ki aslanların gözlerini kamaştırır ve öfkelendirerek saldırırlarmış. Sarı Öküz’ü aslanlara verirlerse bundan sonra saldırıların olmayacağına inandırmışlar öküzleri.

Boz öküz toplantı yaparak Sarı Öküz’ün verilmesi kararı çıkarmış. Benekli öküz tüm ikna çabalarına rağmen inandıramamış. Sarı Öküz aslanlara verilmiş.

Bir süre sonra acıkan aslanlar aynı yöntemle bu kez uzun kuyruklu öküzü istemişler. Öküz sürüsü onu da vermiş. Buna tek karşı çıkan yine Benekli Öküz olmuş. Yine dinletememiş kendisini.

Bu şekilde öküz sürüsü yavaş yavaş azalmış, aslanlar ise hayatlarından menun olarak yaşamaya devam etmişler. Artık istedikleri öküzü tehditle alabiliyorlarmış.

Sürünün hızla azaldığını ve aslanların küstahça istekleri karşısında çaresiz kalmaları sonucu öküz sürüsü “biz nerede hata yaptık?” diye düşünmeye başlamışlar. Boz öküz, Benekli Öküz’ün söylediklerini hatırlayarak: “ Biz Sarı Öküzü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı” demiş.

Özellikle Kıbrıslı Türklerin de bu savaşı kaybettiği çok açık. Belirli zamanlarda tehlikeyi gören ve uyaran insanları dinlemedi bizi yönetenler. Siyasi partiler kısa günün kârı, mevki makam aşkıyla Türkiye’nin her istediğini yapar oldular. “Anavatan- yavruvatan” edebiyatı yaptılar her zaman.

Biraz geriye gidelim.1974’ten önce elimizde ne kadar küçük sanayi işletmeleri varsa hepsi de kapatıldı. Ürünler Türkiye’den getirilmeye başlandı. 1974’sonra Rumların bıraktığı fabrikalarla üretime başlayan Sanayi Holding yanlış ekonomik kararlar ve Türkiye sermayesinin burayı pazar olarak görmesi sonucu batırıldı. İthalatta önemli bir paya sahi olan ETİ Teşebbüsleri batırıldı. Peyak  batırıldı. Yerli bankalar batırıldı. ABAD kararlarıyla ihracatımız engellendi.

Gelinen noktada ekonomisi ve iradesi tamamen Türkiye’ye teslim bir yapı oluşturuldu. Ders almayan yöneticiler Ankara’ya yaranmak için birbirleriyle yarışmakta AKP’nin buradaki politikalarını uygulamak için can atmaktadırlar. İşbirlikçilikte sınır tanımayan bu yapı ne yazık ki devam etmektedir.

Bizi yönettiğini sananlar ne yazık ki bu savaşı ne zaman kaybettik diye düşünmeye hâlâ başlamadılar. Uyarıları yapmaya devam eden yurtseverlere kulak verme zamanı gelmedi mi?

Sarı Öküz hikayesindeki gibi geç kaldığımızda geriye dönüş olmayacak.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar