SAVAŞLAR VE SAVAŞÇILAR
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

SAVAŞLAR VE SAVAŞÇILAR

14 Haziran 2021 - 12:58

İnsanlar  arsında güce dayalı hak alma veya  hakkını koruma eylemi kavga olarak tanımlanabilir.  Genellikle fiziksel bir mücadeledir. Laf kavgası da olur ama bunlar pek kavga sayılmaz. Daha çok kavga öncesi atışma olabilir ancak.

Kavgada en az iki taraf olur. Tabi ki kendi kendisiyle kavga edenler bunun dışında kalır(!)

İnsanların kavga sebepleri  devletler arasında savaş sebebi  olur. Burada da devlet yöneticileri haksızlığa uğradıklarını, haklarını koruma gibi gerekçelerle savaşa başlarlar. Genellikle toprak veya bazı durumlarda da denizlerle ilgili olabilir.

Tarihte yapılan savaşların en büyük gerekçesi toprak alma, karşı devletin hazinesine el koyma, insanlarını vergiye bağlama gibi sebeplere dayandırılır. Yani tamamen zenginliği artırma düşüncesiyleydi. Bunlar içinde dini sebepler  olsa da genellikle  özünde menfaat elde etmektir.

Eski çağlarda insan gücüne dayanan savaşlar Barutun icadı ile ateşli silahlar ve toplarla yapılmaya başlamıştı. Günümüzdeki teknoloji ve bilim sayesinde savaş silahları aklın almayacağı teknolojiyle donatılmıştır.

Tüm ülkeler savaş konusunda ikiyüzlücüler aslında. Hiçbir devletin savaş bakanlığı yoktur. Hep savunma bakanlığı vardır. Sanki de sanırsınız uzaylıların saldırıları için savunma yapacaklar. Tüm silahlanma gerekçesi de “savunma” amaçlıdır onlar için. Silahlar savunma silahıdır.

Uçaklar, tanklar, ve aklınıza gelen tüm araçlar da öyle. Bu  söylemin büyük bir yalan olduğu bilinse de aynı ısrarla söylemeye devam edecekler. Yalandan kim ölmüş diye bir atasözümüz var aslında.                        İşte burada bu atasözümüzün gerçekçi planlamadığı ortaya çıkar. Yalana dayalı bu silahlanma gerekçeleri milyonlarca insanın ölümüne sebep oluyor.

Savaşan devletler savaş kararı aldıklarında  tüm “savunma silahlarını” saldırı için kullanırlar. İşte burada savaşacak yani bu üstün teknoloji ürünü olan silahları kullanacak insanlara ihtiyaç vardır.                  Bu Savaşçılar yani askerler de savaşın olmadığı zamanlarda eğitime alınırlar. Yine gerekçe hazırdır. “Vatanın savunulması için hazırlıklı  olunmalıdır” İşte en zor işi de bu eğitimlerde yapılanlardır.

Düşününüz.hayatında karıncayı ezmeyen bir insanı askere alıyorsunuz. Onu, bir insanı gözünü kırpmadan öldürecek hale getirirsiniz. Bunun için psikolojik bir eğitim yanında silah eğitimi, emirlere koşulsuz uymayı  ve sorgulamamayı öğretirsiniz.

Tabi bunu başarmak için yurt sevgisi, millet sevgisi gibi kavramlar aşılanır ama insan sevgisine gereği yoktur. Bu askerlik için çok tehlikelidir. En sonunda öylr bir kıvama getirirsiniz ki bu askerleri ölüme bile gözünü kırpmadan gider.

Savaş kararı veren devlet yöneticileri savaş planları içinde nasıl ve nerelerde korunacağını, güvenliklerinin nasıl sağlanacağı da belirtilir.  En üst düzeydeki generallerin savaşı sevk ve idare edeceği güvenlikli yerler bellidir ama çok gizlidir. Onların hayatları devlet için bu kadar değersiz cephelerden  ölüm haberleri de gelir. Ailelerine haber verirken onlardan bekledikleri söz de bellidir.”Vatan sağ olsun”

Dünya üzerindeki tüm olanaklar insanların yaşamaları için yeterlidir. İnsanlar  açgözlülüğü bıraksalar ve eşit bölüşmeyi düşünseler savaşlara gerek olmayacak. İşte bu açgözlü insanlardan oluşan devlet yönetimleri birçok uyduruk sebeplerle savaşlar çıkarmakta sonuçlarından da  menfaat elde  etmektedirler. Askerler mi? Onlar ya ölürler, ya sakat kalır ya da birkaç yıl sonra unutulurlar.

Nutuk atmaya devam: “Kahraman askerlerimiz destan yazdılar”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar