SERMAYE BU SEÇİMDE KİMLERE SPONSOR OLACAK
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

SERMAYE BU SEÇİMDE KİMLERE SPONSOR OLACAK

23 Aralık 2021 - 10:37

Kapitalist üretim ilişkilerinin yani emeğin sermaye tarafından sömürülmesini anlatan kapitalist düzende, devlet daima egemen olan yani sömüren sermaye sınıfının elindedir.

Bakmayın öyle varan millet nutuklarına. Hepimiz aynı gemideyiz demelerine. Devlet mekanizması, hep sermayenin elinde sömürü düzeninin kontrolünü sağlamak için kullanılmaktadır.

Halkımız bunu torpil olarak görebilmektedir. Zengin mahkeme karşısında bile eşit değildir. Fakir haklı olsa bile hakkını aramak için avukat bulmakta zorluk çekerken zengin haksız olduğu halde en deneyimli avukatlarla davayı kazanmasını her zaman bilir.

Doğası gereği bir toplumda fakirlerin çokluğu o toplumda mutlu bir azınlığın olduğunu da gösterir. Bunun anlamı toplumun ürettiği artı değerlerin eşit paylaşılmaması ve küçük bir azınlığın eline geçmesidir.

Bu düzenin sürdürülmesi için de egemen sınıf devlet içine mutlaka kendilerini temsil edecek kişileri yerleştirir.  Kendi temsilcilerini seçtirmek için uğraşır. Seçimlerde kazanma oy almayla ilişkilidir. En çok oyu alan seçimde temsilci olur.

Bunun basit açıklaması böyle. Biz biliyoruz ki egemenler oy verirken sayıca  emekçi kesimden, dar gelirliden azdır. Buna rağmen nasıl olur da azınlıklar devlet mekanizmasında çoğunluğu sağlayabiliyor? Bunun cevabı çok basittir.

İşte burada devreye egemen kesimin sponsorluğugirer. Propaganda giderleri için tercih ettiği partiye yüklü miktarda maddi destek sağlar. Bu destek o kadar çok olur ki hem propaganda döneminde insanları kandırmak için kullanılır hem de oy satın almada.

Arabasına benzin koymak için para alanlar konvoylara katılırlar, bayrak taşırlar. Mitinglerde kendilerini göstermek için canla başla çalışırlar. “bende şu kadar oy var” diyerek pazarlığa başlarlar. Bir rakamda anlaşırlar.

Tabi bir de eşeği sağlam kazığa bağlamak vardır. Bunun için de taktikler çoktur. : Mührü şu şekilde vuracaksın. Oy pusulasını şöyle katlayacaksın. Kimseye sezdirmeden oy pusulasının resmini çekeceksin ”diyetaktikler de verilir. Bunların kontrolü de mutlaka sandık görevlileri tarafından yapılır.

Eğer en büyük sponsor bu dönemde bir sorunla karşılaşırsa bilinir ki kaynak akışı dıracak. Bu nedenle özellikle seçim önceleri sponsorlar ziyaret edilerek bir emirleri var mı yok mu sorulur. Eğer yasa ile ilgili bir sorun varsa yasanın mutlaka değiştirileceğini söylerler.

 Denetim veya yasal konularla bir sıkıntı varsa da bunu mümkünse seçim öncesi halletmek de  iktidardakipartiye düşer. Eğer muhalefetteyse iktidar olmasını bekler.

İşte seçime hazırlanan ve sermayeyi temsil eden, onlara göz kırpan düzen partileri seçimlere böyle hazırlanırlar. Bu düzenin değişmesini ister gibi görünseler de bunu çok gizli yapmaya büyük özen gösterirler.

Sonuç olarak bu düzen fakirin cehennemi zenginin cenneti sayılır. Dar gelirli, işçi, köylü, bordro mahkumları, emekliler bu seçimlerle size cennet vadedenlere inanmayınız. Biz kendi ellerimizle kendi düzenimizi kuramazsak hep cehennemde kalacağız.

Çare seçim değil. Bu statükodan kurtulmak için Federal Kıbrıs’ı yaratmaktır. Seçimleri BOYKOT ederek bu mücadelede yerini al.

Şeyh uçmaz mürit uçurur

Erdoğan başkanlığındaki tek adam rejimi dünyaya ve özelliklede ekonomi bilimine meydan okumaya devam ediyor. Bunu sonucu da insanlarımız her geçen gün değil artık her dakika, hatta her saniye fakirleşmeye devam ediyor.

Erdoğan’ın son açıklamalarında bana göre gariplikler var. Artık savunduğu görüşleri ekonomi bilimine değil Kur’an ayetlerine dayandırıyor. Bunu da Müslüman biri olarak faizin haram olduğunu ve faz indirimine devam edeceğini söyleyerek devam diyor.

Bundan sonraki aşamada Erdoğan’ın yalaka mürtlerinden biri ortaya çıkar ve şöyle diyebilir: :” Peygamberi gördüm. Bana Erdoğan’ın Müslüman olmanın gereğini yaparak Allah katında büyük takdir aldığını söyledi” demesi hiç de akıl dışı değildir.

Ne demişler: Şeyh uçmaz, mürit uçurur. Bize göre akıl dışıdır tabii ki ama buna inanacak milyonlarca insan vardır. Bundan sonra olacaklar istenmeyen boyutlara ulaşabilir. Aç kalan insanların ne yapabileceğini kestirmek kolay değil.

Türkiye bir barut fıçısı gibi. Her an patlamaya hazır. Birbirini tetikleyen olaylar yaşamı felç ediyor, yaşanmaz hale geliyor. Buna bağlı olarak iflaslar ve bundan dolayı intiharlar da kaçınılmaz olabilir.

Ekonomideki bu felaket göstere göstere geldi. Bütün ekonomistler bu kötü senaryoyu görüp aylar önceden yapmaktaydı. Yalaklık yapan birkaç ekonomisti saymıyorum.

Hazıra dağ dayanmaz diye bilinen bir atasözümüz vardı. Erdoğan tek adam rejimine geçince üretim yerine devletin varlıklarını hovarda mirasyediler gibi harcadı.

Şimdi üretimden ve yatırımdan bahsediyor.  İpin ucu çoktan kaçtı. Paranın değer kaybı bir devalüasyon değil. Böyle durumlarda ihracatı artırmak hedeflenir.  Şimdi olan Türkiye ekonomisinde yaşanan bir ekonomik krizdir. Kontrol edilemeyen bu krizin yavaşlaması için yatırımcıların güven iklimine ihtiyacı vardır.  Erdoğan bir inat uğruna ne düşüncelerini terk eder ne de seçime gitme kararı alır.

Bu krizde Türkiye Cumhuriyeti halkları elbette çok zarar edecek, sıkıntılar çekeceklerdir.  Hayatları yaşanmaz olacak ancak bundan Erdoğan’ın da kazançlı çıkacağını beklemiyorum. O da kaybedenler içinde olacak. Erdoğan’ın kaybı mal ve mülkünde değil elbette onun kaybı siyasi hayatında olacak.

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar