ŞİLİ SEÇİMLERİNDE DOĞRU STRATEJİ VE SOL'UN ZAFERİ
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

ŞİLİ SEÇİMLERİNDE DOĞRU STRATEJİ VE SOL'UN ZAFERİ

28 Aralık 2021 - 12:56

Dünyayı kuşatan emperyalizmin neo liberal ekonomi politikalarının kaynağı ABD’dir.  ABD, kendi çıkarlarına göre dünyanın şekillenmesi ve bu sömürü düzeninin devam etmesi için hiçbir zaman  müdahale edip kan dökmekten çekinmemiştir.

Bu anlamda Güner Amerika ülkeleri ABD için hep gözetlenmesi gereken ülkelerdi. Küba ise  ABD’ye göre en büyük tehdit ve düşmandı. Bu düşmanlık, Küba halkı!nın ABD çıkarlarına karşı kendi  topraklarını koruma iç güdüsünden başka bir şey değildi. ABD bunu hiçbir zaman kabul etmedi.

Küba hâlâ ABD tarafından uygulanan ekonomik ambargo altında. ABD, her zaman güney Amerika ülkelerinde kendilerinin çıkarlarına uygun diktatörler yaratmış  ve onları sayesinde sömürüsünü devam ettirmiştir. Bu ülkelerden biri de ŞİLİ’dir.

Salvador Allende 1970’te başkan olarak seçildi. Bu başkan sosyalist bir geleneğin temsilcisi olduğu için ilk yaptığı reformlarla madenciliği ve endüstriyi devletleştirmek oldu. ABD buna sessiz kalamadı. İlk iki yılda büyümeye geçen Şili, müdahaleler sayesinde oluşan enflasyonist baskı karşısında zarar görmeye başladı.

Özellikle sağ muhalefet güçlerinin Allende’ye karşı birleşmeleri ve bunun ABD tarafından desteklenmesi Allende’yi zor durumda bıraktı. 1 Eylül 1973'te General Pinochet önderliğindeki Şili Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu. Allende isyancıların saraya girmesi üzerine intihar etti.

Şili’de bu yıl yapılan başkanlık seçimlerinde  ikinci turda iki aday yarıştı. "İtibarı Destekliyorum" ittifakının adayı sol görüşlü Gabriel Boric yüzde 55,87 alarak yeni başkan seçildi. Boriç öğrenci hareketleri sırasında da bu hareketlere başkanlık etmişti.

Seçim propagandasında eşit eğitim ve eşit sağlık hizmeti ve emeklilerin geleceği üzerinde projeler anlattı. Seçimlerin kazanılmasında en önemli etkenler ise gençlerin ve özellikle kadınların Boric’e büyük destek olmalarıydı.

Sosyalist bir liderin bu başarısı dünyada büyük ses getirdi. Tek kutuplu Dünya’da Emperyalizmin politikalarına karşı kazanılan bu zafer Dünya sol ve devrimci hareketini heyecanlandırdı.

Boriç’in kazanmasını sağlayan seçim stratejisi de örnek olmalıdır. Bu ittifakta komünist Parti, Ekolojistler, Bölgeselciler, ve Hıristiyan Sol ile yeni sol yer almaktaydı. Bu stratejinin başarılı olmasındaki etkenlerden en önemlisi kitlesel bir güç olarak aynı hedefe odaklanmaları ve bu doğrultusunda hareket etmeleriydi.

Burada aklıma gelen Arşimet’in o ünlü sözünü sizinle paylaşayım: “Bana bir dayanak noktası verin, dünyayı yerinden oynatayım” demişti ünlü Yunan filozofu ve bilim insanı. İşte Şili halkı Sol ittifakla bu dayanak noktasını oluşturdu. Bu dayanak noktası ile Boriç’i kazandırdı.

Teori ve pratiği ile başarışı olduğunu kanıtlayan bu strateji artık NEO liberal ekonomilerin uygulandığı ve insanların sömürülerek daha fakir yapıldığı düzenlerde de kullanılmalıdır.

Onlar ittifakla başardı. Darısı bizim başımıza diyeceğim ama geç kalınmış bir dilek olacak.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar