ŞİRKET GİBİ DEVLET YÖNETME OLABİLİR Mİ?
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

ŞİRKET GİBİ DEVLET YÖNETME OLABİLİR Mİ?

13 Kasım 2021 - 10:39

Erdoğan, yönetmek istediği Türkiye’yi nasıl yönetmek istediğini çok önceden açıklamıştı. Bir şirketi yönetir gibi yönetmek istediği belirtmişti.

Şirket yönetmek bir ticari amaçlı bir iştir. Amaç şirketi en çok kâr eder hale getirmektir. Bu amaçla yasal veya yasal olmayan her türlü işler “yasalmış gibi” gösterilir ve uygulanır.

Ticaret kâr etme amacıyla yapılır.  Bunun doğasında bu var. Kimse birinin hatırına zarar edecek iş yapmak istemez.  Kârlılığı artırmak için  birçok kurnazlıklar olsa da  en açıkça ortada olan artı değer teorisiyle sömürü düzenini kurmaktır. Sömürü arttıkça kâr da artar.

Devlet yönetmek ile şirket yönetmek aynı olacaksa bundan anlayacağımız yönetimdeki kişilerin daha iyi şartlarda yaşayabilmek için ulusal gelirden elde dilen payın  en büyüğünü kendilerine ayırmalarıdır. Erdoğan tam da bunu yapıyor.

Ulusal geldirin çok büyük bölümünü kendine, yakın çevresindekilere verirken geri kalan büyük çoğunluğu da fakirleştirmektedir. Bu tam da şirket yönetimidir. Şirket yönetimi şirket karımın en büyük bölümünü kendilerine ayırmaktadırlar.

Erdoğan’ın yaptığı yanlış ise devlette bu tür yöntemlerin süründürülebilir bir devlet ekonomisi olamayacağıdır.  Devlete ait tüm fabrikaları, kamuya ait arsaları, dağı ,taşı özelleştirme adı altında satması ve küçük bir azınlığın banka hesaplarının  artmasını sağlamaktadır.

Erdoğan’ın bu ekonomi bilgisiyle bir şirketi yönetkeye kalkması şirketin çok kısa zamanda iflasını sağlayacaktır. Aynı şekilde Türkiye’yi kendine özgü ekonomi anlayışıyla yönetmesi de Türkiye’nin iflasını hazırlamaktadır.

Tabi ki onun uyguladığı bu  yönetim tarzı kendine ve yakınlarına pek dokunmadı. Bunun bedelini milyonlarca  vatandaşına ödetiyor. Bu yönetim tarzının vatandaşlar tarafından 19 yıl sabırla kabul görmesinin iki sebebi vardır:

Birincisi vatandaşlarının büyük çoğunluğunun Müslüman olması ve Erdoğan ve AKP’nin dini siyasallaştırarak kullanmasıdır.

İkincisi ulusal gelirde yaratılan adaletsizlikle sosyal devlet anlayışından uzaklaşmasıdır. Bunun sonucu olarak fakirleşen çoğunluk küçük bir azınlığın kendilerine merhametine bırakılmasıdır.

Hayatlarını sürdürmekte çekilen zorluklar insanların seçim zamanlarında bir  torba kömüre, birkaç paket makarana bulgura sahip olabilmek için iradelerini satmaktadırlar. Bu yöntem aç bırakarak biat ettirmek politikasıdır.

Devlet yönetenler devleti şirket gibi değil bir aile büyüğü olarak yönetmelidir. Tüm seçmeni de ailenin bireyleri olarak görmelidir. Tıpkı bir annenin, bir babanın çocuklarına duyduğu sevgiyi ve değeri vermelidir. Her anne baba çocukları için fedakârlıktan çekinmez.  Bize böyle yöneticiler gerekir.

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar