Sol partilerin gelişmesinin kuralı
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Sol partilerin gelişmesinin kuralı

27 Ocak 2021 - 03:48

Siyasi literatüre sağ ve sol kavramları Fransız İhtilalıyla girdi. Fransız ihtilalından sonra kurulan meclisin sağına düzen savunucularının temsilcileri, soluna da devrimi yapanların temsilcileri oturmuştu.

O günden sonra sol kavramı devrimci, yenilikçi ve düzenin değiştirmesini isteyen, daha adaletli bir dünya düzeni kurmak isteyenlere söylenmektedir. Sağ ise statükocudur ve mevcut düzenin devamını sağlamak amacını gütmek isteyenlere söylenmektedir.

Siyasi yelpazenin solunda birçok sol parti vardır. Temelde statükocu olmayan bu partiler yöntem ve ilkeler bakımından birbirlerinden farklılıklar göstermektedirler. Sosyal demokrat, sosyalist ve komünist partiler bunlara örnektir.

Sol partilerin örgütlenmesinde en önemli katkı sendikalardır. Emeğin sömürüsünü ortadan kaldırmak ya da emek sömürüsünü azaltmak düşüncesinde olan sol partilerin hedef kitlesi daima emekçiler ve emeğiyle tarımsal üretim yapan köylüler olmuştur.

Ülkemizde 1970 yılında kurulan  Cumhuriyetçi Türk Partisi sol partiler içinde en çok gelişen ve örgütlenen parti olmuştur. Bunun sebeplerinden en büyüğü 1974 yılından sonra Sanayi Holding’te çalılaşan işçilerin Türkiye’de okuyup Ada’ya dönen kişiler tarafından Dev-İş sendikasına örgütlemeleridir. Bu örgütlenmenin siyasi ayağını da doğal olarak CTP oluşturmaktaydı.

CTP, kurulduğu günden sonra çok zor koşullarda varlığını devam ettirmişti. 1974’ten sonra da baskıcı koşullar çok değişmese de özellikle işçilerin örgütlü bulunduğu sendika sayesinde üye sayısında artış olmuştur. İki binli yılların başında seçimlerde en büyük başarıyı kazanmış ve mecliste birinci parti olmuştu.

Sanayi Holding’in iflas ettirilmesinden sonra sendikal hareket büyük yara almıştı. Emekçi kesimlere dayanarak büyüyüp gelişmesi gereken sol partiler politikalarında değişikliğe giderek toplumun tüm kesimlerini kucaklayacak bir siyaset izlemeye başladılar. Bulundukları konumdan sağa kaymalar olmuştur.

Bu süreç içinde  CTP’ye alternatif ve sol partiler de kurulmuştur. Gelişme açısından onların da kaderleri aynıdır. Gerçek sol ideolojiyi inatla sürdüren yani emek sömürüsünü redden partilerin en büyük sıkıntısı ülkemizdeki sendikalaşma oranının çok az olmasıdır.

Özel sektörde sendikalaşma yok denecek kadar azdır. Özel üniversitelerdeki, özel işyerlerindeki, turizm sektöründe, inşaat sektöründe insanlar işverenin belirlediği şartlarda çalışmak zorunda bırakılıyorlar.

Sendikalaşmanın artırılması için çağdaş devletlerde olduğu gibi yasa çıkarılması gerekmektedir. Bu yasaya göre sendikasız işçi çalıştırmanın önüne geçilmelidir. İşte bu örgütleme ile hem çalışanların bilinçlendirilmesi sağlanabilir hem de sol partilerin üye sayıları artırılabilir.

Ne yazık ki sol partilerimiz gerek iktidar ortağı olduklarında gerekse mecliste özel sektörde sendikalaşmayı ciddi olarak gündeme getirmemişler böylece sermaye kesimine şirin görünmeye devam etmişlerdir.

Günümüzde sendikasız işçi çalıştırmak ücretli kölelikten başka bir anlam ifade etmemektedir. Çalışma koşulları, hakları her zaman patronun iki dudağı arasındadır. Bunu önlemek sol hareketin ve sol partilerin birinci görevi olmalıdır. Sendikasız ortamda sol gelişemez. Örgütsüz işçi kazanamaz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar