Solda birlik olmalıdır. Olacaktır
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Solda birlik olmalıdır. Olacaktır

06 Kasım 2021 - 10:36

Bu satırları yazan olarak siyasi durumu değerlendirerek Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesine engel olan büyük bir gücün olduğunu görüyorum. Benim gibi birçok insan da görüyor. Türkiye’nin politikası iktidarlar değişse de değişmez. Her zaman Türkiye iktidarları bu toprakları  “yavruvatan “ olarak görmektedir.  1974’ te de fetih zihniyeti ile “kan döktük aldık. Bizimdir” diyebilmektedirler.

Erdoğan başkanlığındaki AKP iktidarı BM kararlarına rağmen dünyaya meydan okurcasına iki devletli çözümden bahsetmektedir. Bir taraftan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörü olduğunu savunurken diğer taraftan da” böyle bir devleti tanımam” demekle ne kadar inandırıcı olabilir

Buradaki sağ partiler ve sol veya demokrat olduğunu savunan partiler de bu gerçekleri görmek istememektedirler.  Oysa Erdoğan buradaki müttefiklerini seçerek onlara işbirlikçilik görevi vermiştir. Artık Ankara ve Elçilik her kararı almakta uygulama görevini de işbirlikçi iktidarlara vermektedir.

CTP ve TDP her ne kadar da AKP ile Türkiye’yi aynı kefeye koymak istemeseler de gerçek değişmez.   CTP ve TDP’nin solda birlik çağrısını çok da ciddiye almadıkları görünüyor. Oysa Federal Kıbrıs Hareketi olarak CTP’ye yaptığımız ziyaretlerde bu birlikteliğin sağlanması görevinin CTP’ye düştüğünü ve bu amaçla CTP’nin diğer sol partilere ziyaretler yapmasının toplumda büyük heyecan yaratacağını da belirtmiştik. 

Onlar önerilerimizi dinlediler. Sadece “değerlendireceğiz” dediler. Hâlâ değerlendiriyorlar mı yoksa kendi seçim stratejilerini belirlediler mi doğrusu bilmiyorum. TDP, ziyaretimizde öyle anladık ki CTP’nin tavrının netleşmesini bekliyordu. Onlar da ne karar verdiler açıkça belirtmediler.

CTP ve TDP’nin dışında kalan sol örgütler ve partilerle bu birlikteliğin sağlanabileceğini düşünmekteyim. Bu olursa Federal Birleşik Kıbrıs hedefiyle  ortak bir mücadeleyi başlatacağız. Bu mücadelenin başarıya ulaşması için halk desteğine ve Güneydeki paydaşlarımızla işbirliğine ihtiyacımız vardır. Bu anlamda Kıbrıslıların Sol’da örgütlenmesi gerekir.

Kıbrıslı Türklerin bu kokuşmuş düzenden tek kurtuluşu olarak barış ve çözümü görüyoruz. Bu mücadelenin diğer ayağı da uluslararası sol örgütlerle enternasyonalist dayanışmadır.

Seçimler parlamento içi mücadele bir araç olarak görülse de bu konuda seçimleri bu yapı içinde  çare olamayacağı da bellidir. Bu nedenle ileride seçimlere  katılmama, seçimleri boykot etme de seçenek olarak karşımızda durmaktadır.

Solda birlik barış ve çözüm hedefiyle sağlanacaktır. Bunun dışında toplumun farklı beklentiler içinde olması statükoya hizmettir.  Türkiye’nin egemenliğinde, seçimlerle çözüm ve barışı beklemek artık gerçekçi bir yaklaşım değildir.

***

Sucuoğlu Başbakan Olmadan Başbakan Gibi Davranmaya Başladı

Toplumun gündemini uzun süre meşgul eden UBP kurultayı bitti. Şimdi  gözler hükümet kurma görevi verilen çiçeği burnunda Faiz Sucuoğlu’nda. Politikada tecrübeli olsa da başbakanlıkta tecrübesi henüz yok. Bu bakımdan tavsiyem kendine danışman seçecekse ince eleyip sık dokunmasıdır.

Sucuoğlu hükümet kurma görevini alınca TC elçiliğinin yolunu tuttu.  Bu birinci hata. Muhalefetin gözleri Elçilikteyken bunu yapması gizlenemeyecekti. Nitekim gizleyemedi ve kabul etti.

“Gittim ama bir sorun neçin gittim” der gibi sebep de uydurdu: ” Büyükelçilik’teki uzman arkadaşlarla bir durum değerlendirmesi yaptık “ diye kendini savundu. Oysa kendisi  hâlâ başbakan bile değildi. Hükümet kurulmamış güvenoyu almamıştı. Hangi sıfatla gitti.?  Şu andaki tek sıfatı UBP Başkanı olması. Ben onun yerinde olsam TC Büyükelçisini UBP Parti Binasına davete der gizli kapaklı görüşmeyi orada yapardım. Basına da :” Sayın Elçi UBP başkanlığına seçilmem nedeniyle beni ziyaret etti” diye açıklama yapardım. Sucuoğlu bunu yapamadı. Zaten Elçilik de UBP başkanının ayağına gidecek bir durumda değil. “Sen kimsin de beni ayağına çağırırsın” deneceğini çok iyi biliyor.

Toplumun çok büyük kesimi partili partisiz Sucuoğlu’nun Elçiliğe ne için gittiğini tahmin ediyor. Bakanların kimler olacağı, hangi bakanın hangi bakanlığa atanacağı orada Sucuoğluna söylenecek. Mevcut bakanlar içinde bana göre en rahat olması gereken Maliye Bakanı Dursun Oğuz’dur. Eğitim  Bakanlığı’na da  Olgun Amcaoğlu da kabinede mutlaka yer alacak. O da Ersin Tatar’ın kontenjanında. Dışişleri  Bakanı  Tahsin Ertuğruloğlu’na bu aralık pek ihtiyaç yok gibi. Onun yerine de ısınması için Oğuzhan Hasipoğlu atanabilir.

İnsanlar siyasete atılınca bütün insani değerlerini bir kenara bırakır anlaşılan. Bunlar içinde dürüstlük ve onu en önde gelendir. Dürüst siyasetçi yalan söylemez. Yalan söylenmesine de izin vermez. Bir toplumu veya bir partiyi temsil eden siyasetçi önce temsil ettiği kişilerin onurlarını üzerinde taşır. Kendi onuru ile birlikte. Yapacağı her hareket, söyleyeceği her söz hem kendisinin hem de temsil ettiklerinin onurunu gözetmelidir. Çıkar,  mevki  uğruna bu onurunu yârlere sermemeli.

Bu tür siyaset üzülerek gözlemlemekteyim ki birçok siyasi partide de vardır. Oy alma uğruna yalan yanlış sözler söylemek bir meziyetmiş gibi algılanıyor. İnsanların duymak istediklerini söylemek tam bir demagojidir.

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar