Sorunu çözmek istememe stratejisi
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Sorunu çözmek istememe stratejisi

30 Nisan 2021 - 10:03

Eskilerin aptallık dedikleri duruma şimdi akıl tutulması derler. Zaman zaman hepimiz yaşarız bunu. Bir an aklımız durur. Doğru karar veremeyiz.  Aldığımız yanlış kararı uygulamakta  inat ederiz. İnadımızdan vazgeçmeyip bildiğimizi okursak uğrayacağımız zarar  karşısında  bizi önceden uyaranlar “oh olsun” derler. Ardından da eklerler: “Ben söylemiştim”

Devleti  yönetenlerin  alacakları kararların sağlıklı ve tüm vatandaşlarına yararlı olması amacıyla danışmanlar görevlendirirler. Bu danışmanlar kendi uzmanlık alanları ile ilgili alınan kararlarda görüş bildirirler.  Böyle kişilerin görevlendirilmesi iyi de olur. Böylece akıl tutulması ile karar alınmasını ve halkın zarar görmesini engellemeye çalışırlar.

Bunları yazarken ünlü İrlandalı  yazar  George Bernard  Shaw’ın ünlü sözü aklıma geldi; ”Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır” Tabi ki normal şartlarda yapılması gereken budur.  Her şeyi bildiğini sanan yöneticiler için bu sözün bir anlamı yok .

Onların  da danışmanları var ama bu danışmanlar danışmak için değil devlet büyüğünün söylediklerine yalaklık etmek ve onu daha da yüceltmek içindir. Padişahlığın olduğu zamanlarda bunlara  dalkavuk derlerdi.

Konuyu fazla dağıtmadan yazayım. Cenevre görüşmelerine giderken iki devletli çözüm modeli ve bunu dayatma arzusu tamamen tek kişinin aldığı bir karar ve danışmanların da dalkavuklukları sayesinde  alınmıştır. Bu kararın kabul edilir bir yanı olmadığını  IQ seviyesi normal olan her insan anlayabilir.

Ersin Tatar’ın  Cenevre görüşmelerinde  BM Genel Sekreteri Guterres’e sunduğu 6 maddeye bakılacak olursa   Güvenlik Konseyi’nin bugüne kadar Kıbrıs konusunda aldığı tüm kararları geçersiz kılacak yeni bir karar alması istenmektedir. Bu karar d a KKTC’nin tanınmasıdır. Bu sayede görüşmeler devam edebilirmiş.

Oysa  biliyoruz ki BM güvenlik konseyi daimi üyelerinden hepsi de BM parametrelerinde federal bir çözümü arzulamaktadırlar. Birinin vetosu bile karar alınmasını engellemektedir. Türkiye bu konuda bir zemin  yoklaması bile yapmamıştır. Zaten Tarihinin en kötü dış politikası sayesinde dünyada saygınlığını ve inandırıcılığını kaybetmiştir. BM’de ise yapayalnızdır.

  Güvenlik konseyi üyeleri kandırılırsa ne ala. E sonra?  “İsterse 100 yıl görüşmeler devam etsin. Nasıl olsa KKTC tanındı ya. Önemli olan budur. Oysa kazın ayağı hiç de öyle değil. Hem dünyayı hem de Kıbrıs Cumhuriyeti’ni  kandıracaklarını sandılar. Buna gerçekten de inandılar.

İşte en büyük sorun da budur. Olmayacak şeyi olmuş gibi görmek ya da mucize beklemek. Hepimizin bildiği gibi başta Rum tarafı bunu kabul etmeyecek. Annan planını %75 hayıt ile reddeden halk bunu  referanduma bile götürmez.

Bu gerçekler ışığında 6 maddelik öneri sunmak Türklerin anlaşma istemeyen taraf olduğunu dünyaya ilan etmektir. Oysa bu da gerçek değildir. Türkiye’den getirilip buraya yerleştirilen ve sonradan vatandaş yapılan seçmen nüfus demografik yapıyı değiştirmiştir. TC elçiliğinin  kurşun askerleri olarak verilecek her görevi yapmaktadırlar. Son seçimlerde bunun canlı örneklerini gördük. Bu kesim dışarda tutulduğunda Kıbrıslı Türklerin büyük çoğunluğu anlaşma ister. Bunu gizlemek ve görmezden gelmek statükonun devamı ve Türkiye’ye bağımlılığın sürdürülmesi hedeflenmektedir.

  Kıbrıslı Türkler artık biliyor ki tek kurtuluşumuz Kıbrıs sorunun dünyanın da kabul edeceği bir anlaşmayla çözülmesidir. Bu amaç için mücadeleye devam edeceğiz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar