"Tanınmamışlığı Avantaja Çevirme" ve Tayvan Modeli
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

"Tanınmamışlığı Avantaja Çevirme" ve Tayvan Modeli

22 Kasım 2021 - 10:46

Şimdiki başbakan Faiz Sucuoğlu UBP kurultayı öncesinde yeni bir teori ortaya attı:” Tanınmamışlığı Fırsata Çevirme” olarak adlandırabileceğimiz bu teori ile neyi amaçladığı hem merak hem de mizah konusu olmuştur.

Başbakan olduktan sonra ise partisinin destek aldığı sermaye kesimlerini nasıl mutlu edebileceğinin hesaplarını yapmak için adına :” Kısa Vadeli Ekonomik Eylem Planı Hazırlık Toplantısı” dediği bir organizasyon yaptırmıştır.

Önce tanınmamışlığın avantajlarına bir bakalım isterseniz.

Dünyada hiç tanınmayan veya çok az ülke tarafından tanınan bu ülkeler aslında BM’ye üye olamayan ülkelerdir. Bu nedenle BM’nin aldığı kararlar kendilerini pek bağlamaz. Uluslararası hukuk da öyle. Kendine özgü bir hukuk sitemi vardır.  Çok gelişmiş olanlar olduğu gibi gelişmemiş olanlar da vardır.

Gelişmiş fakat tanınmamış ülkelerden bahsederken en çok örnek gösterilen Tayvan veya Singapur’dur. Sanırım Sucuoğlu da özellikle Tayvan’ın örnek göstermek için bu cümleyi kurmuştur. Belli zamanlarda seslendirilen “Tayvan Modeli” onun da aklına yatmıştır anlaşılan.

Tayvan, Çin devriminden sonra kaçıp bu adaya yerleşen zengin Çinlilerin oluşturduğu bir ada devletidir. Kendilerine Milliyetçi Çin denmesi de bu yüzdendir. Çin halk Cumhuriyeti ile araları hiç iyi olmamıştır.

Tayvan’ın kişi başına düşen millî geliri 25977 dolardır. Bu geliri elde etmek için ürettiği ve ihraç ettiği mallar içinde katma değeri yüksek teknoloji ürünleridir. Bunlar arasında elektronik entegre devreler, bilgi işlem makinaları önemli yer tutar. Tanınmamışlıkla bunun bir ilgisi olmadığını Başbakan’a biri anlatsın.

Yabancı sermayenin Tayvan’da yatırım yapıp ve ucuz işgücü nedeniyle Çin Halk Cumhuriyetinde ürettikleri yüksek teknoloji ürünleri Tayvan üzerinden dünya pazarlarına satılmaktadır.

Tayvan’ın hem tanınmamış hem de gelişmiş bir ülke olmasının en büyük sebebi ise bağımsız ve egemen olmasıdır. Bu anlamda aldıkları kararları uygulamada kendiler yetkili ve sorumludurlar.

KKTC tanınmamışlığını Tayvan gibi avantaja çevirebilir mi?

En kısa yıldan verilecek cevap hayırdır.

Bunun en birinci sebebi KKTC’nin egemen bir devlet olmayışındandır. Kendi kararlarını kendi alamıyor. Ankara’nın sözünden çıkmayan bir devlet görünümündedir. Tüm stratejik noktalar Türkiye’nin kontrolüne verilmiştir.  

Buraya yatırımlar Türkiye’den yapılmakta ve kontrol de ondandır. Hem turizm yatırımları hem de Yüksek öğretim hizmetleri tamamen Ankara’ya entegre edilmiştir. Bu anlamda Türkiye’nin onaylamadığı hiçbir yabancı yatırım burada yapılamaz.

Türkiye hiçbir zaman KKTC’nin kendi ayakları üzerinde olmasını, kendi kendini yönetmesini istemez. Bu kendileri açısından çok stratejik bir durumdur.  Onlar da biliyorlar ki ekonomik bakımdan gelişme beraberinde bağımsız olma arzusunu da getirecektir.

Oysa KKTC’nin ekonomisinin gelişmemesi, Kıbrıs sorunun çözülmemesi nedeniyle her konuda Türkiye’ye muhtaç olması Türkiye açısından istenilen bir durumdur.

BU gerçekler ortadayken çiçeği burnunda Başbakan’ın “Kısa Vadeli Ekonomik Eylem Planı Hazırlık Toplantısı” düzenlemesi  -sadece sermaye kesimine diyet ödemeden başka bir anlam taşımaz. Bu nedenle işçi ve dar gelirliler pek umutlanmasınlar. Tüm umutlarını çözüme ve güçlerini çözümün gelmesine saklasınlar.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar