TÜRK TİPİ BAŞKANLIĞIN GÖLGESİ ALTINDA BİR YÖNETİM...
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

TÜRK TİPİ BAŞKANLIĞIN GÖLGESİ ALTINDA BİR YÖNETİM İSTEMİYORUZ

19 Mayıs 2021 - 10:09

Türkiye’deki İslami çevreler demokrasiyi bir araç olarak kullandıklarını, nihai hedeflerinin İslami bir devlet olduğunu  söylemeseler bile yaptıkları uygulamalarla bunu anlatırlar. Ramazanda lokantaların kapalı olması, Pandemi nedeniyle içki satışının yasaklanması tüm bunların göstergesidir.

Türkiye’de 2002 yılından beri iktidarda olan AKP yönetimi de  demokrasiyi kullanmıştır. Başlangıçta “askeri vesayet  kaldıracağız,  gerçek demokrasiyi getireceğiz” diyenler  bugün demokrasinin dışına çıkmışlar ve  Türkiye  seçmenini “bizden olanlar ve olmayanlar” diyerek bölmüşlerdir.

Bu davranışın kökeninde Erdoğan’ın “demokrasi “ anlayışı yatmaktadır. Her ne kadar da “egemenlik kayıtsız şartsız Allahın’dır” inancını gizleseler ve “Millet iradesinin önünde hiçbir güç duramaz” deseler de  çağdaş ve gerçek demokrasi ile hiçbir ilgilerinin olmadığını  bilmemiz gerekir.

Erdoğan bu anlayışı ile önce meclisteki çoğunlukla istediği yasaları kendi düşüncesine göre, muhalefete kulak vermeden hatta bazen “torba yasa” diyerek yangından mal kaçırırcasına meclisten ellerin kalkması ve inmesiyle görüşülmeden geçirmeyi de başarmıştır. Bütün bunları da “millet egemenliğine” dayatmıştır.

Bu uygulamalar yetmemiş gibi kendi keyfine göre dünyada eşi benzeri olmayan “Türk tipi başkanlık sistemi” ile yetkilerini artırmış ve meclisin üstüne çıkarmıştır. İstediği yasaları “Kanun Hükmünde Kararname” ile çıkarır, istediği anlaşmalardan  çekilmesi de bu yöntemle olmaktadır.

Bu şekilde olmayan demokrasi de teokratik bir devlet yönetimine dönüştürülmektedir. Ülkelerdeki demokrasinin en belirgin göstergesi muhalefettir. Muhalefet görevini alan partiler iktidarın icraatlarını  kontrol ederken yasaların da halkın yararına uygun çıkması için de görüş belirtir.

Bu bakımdan bir ülkedeki demokrasinin var olup olmadığını anlamak için muhalefetin etkinliğine bakılır. Devletin kuvvetler ayılığı ile de  icraatlarının anayasaya uygunluğu, denetlenmektedir.

Türkiye’deki  şu an uygulanan yönetim demokrasiden uzaklaşıldığını açıkça gösterirken KKTC’de de aynı anlayışın hakim olması için düğmeye basılmıştır.  Mecliste çoğunluğu olmayan UBP çeşitli ayak oyunları ile  iktidar yapılmıştır.

Bunun için de milletvekilleri  partilerinden istifa ettirilmiş ve hükümetin başına da Ankara’ya biat eden Saner getirilmiştir. Meclis çalışmalarında hükümetin aldığı kararlar değil Ankara’nın aldığı kararlar geçerli olmuştur.

Hatta bunu yaparken meclis iç tüzüğü bile yok sayılmıştır. Kurulan azınlık hükümeti çalışma programında bir seçim hükümeti olduğunu belirtse ve 2021 yılı içinde seçim yapılacağını belirtse de Ankara’nın isteği ile bu bir yıl sonraya bırakılmak istenmektedir. Seçim tarihi muhalefetle uzlaşarak değil keyfi kararlarla belirlenmeye çalışılmaktadır.

Hükümet hesap vermek yerine, muhalefete,  yasa ve kurallara rağmen kendi bildiğini değil Ankara’nın istediğini yapmaya devam etmektedir. Akıl hocası Ankara olunca da  oraya olan borcunu ödemek ve kulluk etmekten başka ellerinden bir şey gelmiyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar