Türkiye'nin Dış Politikadaki Zikzakları
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Türkiye'nin Dış Politikadaki Zikzakları

14 Şubat 2021 - 03:42

Türkiye’de AKP iktidara geldiğinde komşularla sıfır sorun iddiası gündeme gelmişti. Aradan geçen yaklaşık 18 yıllık zaman içinde  sorun olmayan sıfır komşu pozisyonuna geçildi. 

Şimdi tüm komşuların Türkiye ile sorun yarattıklarına mı inanalım yoksa Türkiye’nin komşularıyla sorun yarattığına  mı? Bana göre  ikinci seçenek daha gerçekçi.

Türk dış politikası Yeni Osmanlıcılık üzerine kurulduğu günden beri genişleme arzusu ve ortadoğuda  en güçlü olma  hedefi komşularıyla sorunların oluşmasına zemin hazırladı.

Hade bir iki komşusuyla sorunu olsa durup düşünelim ama komşuların tümü sorunlu olabilir mi?

Suriye’de Rus uçağının düşürülmesiyle, Rusya’nın Ankara Büyükelçisinin öldürülmesi krizin su yüzüne çıkan görüntüsüydü. Bu olumsuz durumun  giderilmesi için Türkiye çok uğraştı.

S 400 füze sisteminin alımı gerginliği biraz yumuşattı. Buna rağmen Putin’in Erdoğan başkanlığındaki Türkiye heyetini kapısında bekletmesi diplomasi açısından onur kırıcı bir olaydı.

Kardeşim dediği Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile  ailece tatil yapan Erdoğan bir anda Esad’ın can düşmanı oldu. YPG’yi öne sürerek Suriye  topraklarına girdi ve orada işgalci oldu. Bu bataklıktan hala kurtulamadı. Komşusu Suriye ile düşmanlığı hâlâ devam ediyor.

İsrail’de Filistinlileri destekleyeceğim diye  sürtüşmeye başladı. İsrail'in  Kudus’ü başkent yapmasına çok kızdı. 2010  yılında Gazze’ye  insani yardım amaçlı mal götüren Mavi Marmara baskınına yapılan İsrail baskını ilişkileri gerdi.

Erdoğan’ın  İsrail'e karşı sert mesajları oldu. İsrail yapılan baskın için tazminat ödemeyi Kabul etti ve söylenenler unutuldu.

Türkiye ABD olan ilişkilerinde  oradaki Yahudi lobisine paralar harcayarak bir anlamda muhtaç duruma düştü. Zaman zaman ABD’ye de mikrofon karşısında sert mesajlar verse de  kapalı kapılar ardında boyun eğdiğini  görüyoruz.

Papaz Andrew Brunson’un ABD başkanının bir telefonuyla uçağa koyup yollanması olayı da  Türkiye’nin ABD karşısındaki durumunu yansıtmaktadır.

Kıbrıs konusunda son zamanlarda dillendirilen iki devletli çözüm ve Maraş açılımı da  Türk dış politikasının zikzaklarından başka bir şey değildir.

Kıbrıs Rum tarafı gerçekten iki bölgeli federal bir çözüm istiyorsa ve bu konuda  BM güvenlik Konseyini ikna ederse Türkiye’nin masaya  BM parametreleri ışığında oturtulması çok da zor bir iş değildir.

Biden başkanlığı döneminde başta S 400 krizi olmak üzere Halk Bankası Davası, ve bunlara bağlı CAATSA yaptırımları en sert şekilde uygulanacak. Ekonomik dar boğazdan çıkış için borçlanabilme olanağı da yine  Biden döneminde engellenecek.

AB’nin yaptırımlarının mart sonuna ertelenmesi işte bu yüzdendir. 5+1 görüşmelerinin de marta bırakılmasının sebebi budur. Bu gelişmeler ışığında Türkiye’nin eli kolu bağlı masaya oturması sağlanacaktır.

Türkiye’deki Erdoğan iktidarının  hem ekonomik hem de siyasi olarak sıkıştığı bu dönemde manevra yapabilecek alanı kalmamıştır.

Başta ABD olmak üzere emperyalist devletler Kıbrıs sorununu çözmeyi hedeflerlerse Türkiye o masaya BM parametreleri ile iki bölgeli federal bir Kıbrıs için o tur-tu –la-cak . Türkiye'nin dış politikada çizdiği zikzaklar bunu gösterir.

Erdoğan Türkleri Uzaya Götürüyor.

Şimdi Uzaylılar düşünsün.

Dünyalılar Sevinsin.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar