Yeni tarih kitapları toplumu şekillendirmede bir araç olarak...
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Yeni tarih kitapları toplumu şekillendirmede bir araç olarak görülüyor

19 Ağustos 2021 - 11:37

Ortaokulun ilk sınıflarında tarih hocamız tarihin ne olduğunu anlattıktan sonra kitabımızdaki tanımı öğrenmemiz gerektiğini söylemişti. Sınavda sordu mu bilmiyorum. Ben o yıl öğrendiğime göre şöyle hatırlarım: “İnsan topluluklarının geçmişte yaşadığı olayları yer ve zaman göstererek, eldeki belge göre doğru olarak anlatan ve bir bilimdir.” Tarihçi eldeki belgeleri objektif yani tarafsız bir gözle değerlendirmesi ve buna göre yazması anlatması gereklidir. Tarihçi kendi yorumlarını tarihi bilgi gibi yazıp anlatamaz. Bunu yaptığı takdirde tarih olmaktan çıkar. Her devlet, her ulus kendi tarihini bu gözle yazmalıdır. Tarih tektir , olay tektir. Geçmişte yaşanmış bir olaya tarihçiler incelediğinde ve eldeki verileri gördüğünde yazıp anlatacakları üç aşağı beş yukarı aynı olmalıdır. Far oluyorsa bu tarih bilgisine şüphe ile bakmak gerekir. Kıbrıs’ta yakın geçmişte yaşanan olayla da objektif bir gözle incelendiğinde tek bir tarih olarak karşımıza çıkar. Olay tektir fakat sonuçları farklı etkiler göstermiş olabilir. Bu da tarihte yazılması, söylenmesi gerekendir. Tarih kitapları geçmiş olayları anlatırken olmamışları olmuş, yapılmamışları yapılmış gibi göstermeye çalışılması tarihi çarpıtmadır. Bundan “ulusal bilinci artıracağız” diyerek yola çıkmak ve yalan yanlış bilgilerle ulusal bilinci yükseltme topluma ve insanlığa yapılan en büyük kötülüktür. Bizim zamanımızdaki tarih kitapları birinci Dünya savaşındaki Osmanlı İmparatorluğu’nun yenilmesini anlatırken şöyle yazarlardı: “ Müttefikimiz Almanya yenildiği için bizi de yenik saydılar” Oysa işin doğrusu muharebelerde ne kadar başarılı olmuşsanız olunuz, Çanakkale Savaşında başarılı olsanız bile sonuçta Osmanlı yenildi ve Sevr Anlaşmasını yenilen taraf olarak imzaladılar. Fizik derslerinde Yunanlı bir bilim insanının bulduğu bir kanuna anlatılırken kitaplar şöyle yazardı: “Eski Yunanda ….” Diye başlar bugünkü Yunanlılarla bir bağ kurulmasını istemezlerdi. Bir Moğol olan Cengiz Han’ın başarıları Türk-Moğol imparatorluğunun başı olarak anlatılırdı ve bundan pay çıkarılırdı. Yukarıdaki örneklerin tümü gerçek fakat tarih açısından yanlıştır. Objektif bir tarih bilinci yoktur. Düşman gördüğünüz ulusu küçümseme kendi ulusunuzu da göklere çıkarma çabasıdır. Türkiye’deki Erdoğan Başkanlığındaki tek adam rejimi Kıbrıs’a da göz dikmiştir. Kıbrıslı Türklerin “maneviyatı eksik” iddiasıyla köyleri camiler ve din adamlarıyla doldurdular. Kuran kursları ile küçük çocukların beyinlerini kulaktan duyma bilgilerle doldurmaya çalışmaktadırlar. Şimdi sıra tarihe geldi. Tarih kitaplarındaki objektif tarih bilgilerini beğenmedikleri için dini motiflerle süsleyecekleri yeni tarih anlayışı ile yeni kitaplar hazırlamaya başlayacaklar. Bu kitapların içeriğinin neler olacağını az çok tahmin edebilirsiniz. Bir kere haçlı savaşlarını ballandıra ballandıra anlatacaklar. Osmanlının “kahramanlığını ve büyüklüğü” de öyle. Maneviyat ve tarihi harmanlayıp ortaya tarih kitabı diye ucube kitaplar çıkaracaklar. Tüm bunlar olurken ve toplumu yeniden şekillendirme çabası içine girilirken işbirlikçi yönetim de alkış tutmaktadırlar. İşte bu şartlarda tek umudumuz bu dersleri okutacak olan tarih öğretmenlerimizin gerçek ve objektif tarihi öğrencilerimize bu kitaplara bağlı kalmadan anlatmalarıdır. Onlar karanlığa bir ışık olma yolunda üzerlerine düşeni yapacaktır. Buna inanıyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar