YEŞİLE DÜŞMAN BETONA DOST OLAN SERMAYE TEMSİLCİSİ HÜKÜMET...
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

YEŞİLE DÜŞMAN BETONA DOST OLAN SERMAYE TEMSİLCİSİ HÜKÜMET YAŞAM ALANI BIRAKMIYOR

19 Mart 2022 - 10:48

Yeşil demişsem elbette doların yeşilini kastetmedim. Aslında başlığı Doların yeşilinden başka tüm yeşile düşman koymalıydım. Ama siz anladınız sanırım.

Kim derdi ki 1974 savaşında garantörlük göreviyle adaya gelip Kıbrıs Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünü bozacak, sonra nüfus taşıyarak irademizi elimizden alacaktı. Bu da yetmedi. Bakir doğasına göz diktiler.

Turizm yatırımı diye oteller yapmak için Karpaz’I hedefe koydular. Alt yapı çalışmaları lçin:” Dipkarpaz Köyüne elektrik götüreceğiz.” Yalanıyla  yüksek gerilim hatları çekildi. Kıyılar peşkeş çekilerek kumarhaneli beş yıldızlı oteller yapıldı.

Girne’den  Dipkarpaza kadar uzanan sahil şeridi  için ulaşım alt yapısı hazırlandı. Sahiller yağmalandı.tatil köyleri, yabancılara siteler yapıldı. Bir avuç çevreci günlerce direndiler. Sonuç değişmedi. Kıbrıslı sadece seyretti. Yatırımları yapanların  hemen hemen tamamı yabancı. Ağırlıklı olan da Türkiyeli yatırımcılar.

Doğayı ve çevreyi kâr  etme dürtüsüyle yok etmeye hazır bu sermaye canavarları özellikle Türkiye’deki Erdoğan ve AKP iktidarında hiçbir engelle karşılaşmadan istediklerini elde ettiler. Nasıl Olsa Erdoğan devleti “Şirket yönetir gibi” yönetmek istiyordu.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile de devleti yöneten şirketi yönetim kurulunun başı oldu.

Maden arama izinleri ile dağları, köyleri, insan ve hayvanların yaşam alanlarını yok etmekten geri durmadı. Elektrik enerjisi üretmek bahanesiyle  özel şirketlere verilen izinlerle kurulan  termik santraller  hem doğayı katlettiler hem de insanların ve diğer canlıların havasını  zehirlediler

Tarım alanları izlenen “üretmeme” politikasıyla yok edildi. Her yıl tarıma ayrılan ekilebilir alan azaldı. Türkiye nüfusunu besleyebilen ve kendi kendine yeterli olan ülke  artık üretemez duruma getirildi. Türkiye tarım ürünü ihraç etmekten ithal eder haldedir şimdi.

Tüm bunların KKTC ile ne ilgisi var diye düşünebilirsiniz. Elbette var. Buranın artık Ankara tarafından, yani Erdoğan iktidarı tarafından yönetildiğini hâlâ bilmiyor musunuz. Erdoğan’ın yakın çevresindeki sermaye gruplar burada yatırım yapmakta engel tanımıyor.

Bunun en somut örneği  Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen Limak Holding’in yatırımlarıdır. Türkiye’den gelecek her istek buradaki hükümetler tarafından emir olarak  Kabul edilir ve sorgusuz  sualsiz  yerine getirilir.

Bu talan tabii ki sadece Türkiye’deki yatırımcılar aracılığıyla değil. Buradaki sermaye grupları da yeşil ve mavinin buluştuğu her bölgeye gözlerini dikmişlerdir. Şimdi de İskele yakınlarındaki kıyı şeridine gözlerini dikmiş aç gözlü sermaye karşısında çevre örgütleri direnmektedirler.

Bir avuç insanın bu kararlı direnişi elbette ki önemsenmelidir. Bilime inanmayan, ve bilim insanlarının verdikleri raporları görmezden gelen hükümet çıkar odaklarıyla işbirliği içine girmişlerdir.

Bu hükümet sermayeye seçim öncesi verdiği sözleri yerine getirmek istemektedir Halkın  hükümeti değil, sermayenin hükümeti olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Ne biz kurtarıldık ne de doğamız .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar