Yönetememe ve Yönetilme istemem Durumu
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Yönetememe ve Yönetilme istemem Durumu

06 Mayıs 2021 - 10:08

Marksizm’e  göre  devrimin göstergeleri  3 şekilde sıralanır.

1-Yönetilenlerin eskisi gibi yönetilmek istememeleri.

 2- Yönetenlerin eskisi gibi yönetememeleri.

 3-Toplumdaki devrimci hava.

Bu üç etken varsa o ülkede devrim kaçınılmazdır. Tabi ki bu devrim sınıfsal bir devrim olarak anlatılmaktadır. Genellikle silahlı bir ayaklanma ile olur.

Bugünkü şartlarda iktidar değişikliği için ise birinci ve ikinci göstergeler gereklidir.

Türkiye’de  Erdoğan başkanlığındaki AKP yönetimi Türkiye’yi artık eskisi gibi yönetememektedir. Bunun en basit göstergesi demokrasiyi  rafa kaldırması ve otoriteleşen bir yönetime hızla kaymasıdır.

Bu en açık şekilde hem ülke içinden hem de dünyanın diğer ülkelerinden açıkça görülmektedir. Aldıkları kararların tutarsızlığı,  bu kararlarını sık sık değiştirme gereği duymaları sağlıklı düşünüp sağlıklı karar verememelerindendir.

Covid 19 salgını nedeniyle alınan kapanma kararları sonrası alınan kararlar  şaka gibi olmaktadır.  İçki satışının yasaklanması yaşam şekline müdahale etmek için salgın sebep gösterildi. Hiçbir bilimsel açıklaması  olmayan bu yasağa duyulan tepki nedeniyle yanlıştan dönme yerine daha saçma bir karar aldılar.

“Haksız rekabet” sebep gösterilerek bu kez de acil ihtiyaçlar dışında tüm malların satışı yasaklandı. Bu kararlar ne yapacağını bilmeme halidir. Her kafadan bir ses çıkar ve herkes en doğruyu kendisinin bildiğini iddia eder. Kısacası yönetenler eskisi gibi yönetemiyorlar.

Yönetilenlerin eskisi gibi yönetilme istememeleri konusunda pek emin değilim. Bu kadar olumsuzluklara  rağmen kamuoyu  yoklamalarında AKP’nin oyları %30’lar civarında devam ediyorsa insanlar bu süreçte öğrenilmiş çaresizlik içindedir demektir. Kendi güçlerine farkında olmama halidir bu durum.

Muhalefet partileri de bu süreci doğru yönlendiremiyorlar. Özellikle dış politikada iktidara sürekli destek vermeleri insanların kafalarını karıştırmaktadır. Ayrıca  muhalefet iktidarı talep ederken nasıl bir düzen getireceklerini, bu konudaki plan ve projelerinin neler olduğunu anlatmıyorlar.

Sadece iktidarı eleştirerek insanlar umut verilmez. İnsanlar somut adım atılmasını ve bunu anlayacakları dille anlatılmasını ister. Bu nedenle muhalefet  Erdoğan ve AKP’nin iktidarda kalarak  daha sertleşmesinin de önünü açmaktadır.

Bu ortamda demokrasiye tekrar kavuşmak, temel insan haklarını elde etmek için muhalefete büyük sorumluluk düşmektedir. Muhalefet iktidara talipse bu konuda somut adımlar atarak insanların yönetilme istemediklerini göstermelerinin yolunu açmalıdır.

***

Denktaş’ın okulundan Mezun Olduğunu söyleyen Tatar bu dersi nasıl kaçırdı?

“1998'de, "Pasaport alımı yasaklanmalı"; 2001'de "Devleti yıkmak isteyenler alıyor"; 2002'de "Rum pasaportu silahtır, casusluk karşılığında veriliyor"; 2003'te "Pasaport alanlar oy vermeli mi?"; 2003'te "Rum pasaportunu kabul etmiyoruz"; 2003'te "Kazanılmış bir haktır"; 2004'te "Bizim hakkımızdır, herkes rahat etsin"; 2004'te "Midesi kaldıran gitti, aldı"; 2004'te, "Doğal bir eylemdir, yasak yoktur".

Yukarıdaki sözler, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın Kıbrıs Cumhuriyeti'nden pasaport alan Kıbrıslı Türklere ilişkin değerlendirmelerinden sadece birkaçı.

"Ben kimseye hain demedim"

Denktaş, dün (Çarşamba) de bu konuda bir açıklama yaptı. Torunu Rauf Kürşad'ın Kıbrıs Cumhuriyeti'ne pasaport başvurusunda bulunduğu ortaya çıkınca Denktaş, "Rum'un gasp ettiği haklarımızı kullanarak yararlanmak, doğal bir eylemdir. Bu konuda herhangi bir yasak yoktur" dedi.

Kaynak: BİANET.ORG

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar