Hayatı bütünü ile kabullenmek
Sevdenur Yıldırım

Sevdenur Yıldırım

Hayatı bütünü ile kabullenmek

09 Şubat 2021 - 07:26

Herkese merhabalar,

            Dakikalar, saatler, günler, haftalar, yıllar…

Geçiyor da geçiyor. Zaman dediğimiz kavram kimi zaman hiç geçmez iken kimi zaman da “Vay be” dedirtiyor. Geçip giden zaman içerisinde birileri doğuyor, birileri ölüyor, birileri evleniyor, birileri boşanıyor, birileri mutlu oluyor, birileri ise mutsuz. Zaman ile birlikte geçip giden ömrümüzde her geçen gün yaşadığımız olaylardan ders çıkarmaya çalışıyor muyuz, yoksa olduğumuz yerde sayıyor muyuz? Hiçbir şeyin farkına varmadan monoton hayatımıza devam edip gidiyor muyuz? Umarım farkına varıyoruzdur ya da daha fazla zaman geçmeden umarım varırız.

Peki tüm bu yaşadığımız duygulara bakış açımız nasıl?

            İnsanlar mutlu olduğu anların hiç bitmemesini hep böyle devam etmesini ister. Elbette mutlu olmak güzeldir. Kimse mutsuz olmasın. Ancak hayat denen yolculukta mutluluk kadar mutsuzluklarda yer alıyor. Mutlulukları başımızın tacı ederken, mutsuzlukları da tüm dünya durmuş gibi algılıyoruz. Oysa ki mutluluklara açık olduğumuz kadar mutsuzluklara da açık olsak her ikisinin de hayatımızda olması gerektiğini kabullenebilsek emin olun ki daha rahat atlatacağız. Üzüntü, sevgi, mutluluk, mutsuzluk, öfke, kıskançlık, hüzün vs. vs. birçok duygumuz vardır ve insanların tüm bu duyguları yaşamaya ihtiyacı vardır. Tüm bu duygularımızı yeri geldiği zaman yaşamanın kimseye zararı yoktur. Aksine faydası vardır. Örneğin eşinizle, annenizle, babanızla, kardeşinizle hiç fark etmez bir tartışma yaşadınız. Bunun üzerine üzüntü, sinirlilik, mutsuzluk gibi negatif bir ruh haline girdiniz. Tam da bu noktada bu duygumuzu yok saymak yerine “Şu an bu duygudayım. Bunları derinlemesine yaşayıp öyle geçmeliyim” diyerek kendimize hatırlatabilir. Bu konu hakkında bilişimizi bu yöne doğru yönlendirebiliriz.

            Biz bireyler olarak kendimize olumsuz duyguları yakıştıramıyoruz. Örneğin “Ben hiç kıskanç değilim” diyoruz. Ancak şunu bilmeliyiz ki her insanın içinde biraz da olsa kıskançlık vardır. Kıskanç olmanız sizi kötü bir insan yapmaz. Sakın yanlış anlamayın. Burada anlatmak istediğim sevinç ve mutluluk gibi pozitif duygular kadar öfke ve kıskançlık gibi negatif duygularda vardır ve bunların bizde olduğunu kabul etmek gerekir. Fakat bir bireyi kıskanmak o kişiye kötü şeyler yapalım demek değildir. Karşımızdaki kişinin kötülüğü için uğraşalım demek değildir. Sağlıklı kıskançlık şu şekilde olur; karşımızda bize göre daha iyi durumda olan bir birey olsun. Bu noktada bu bireyi yerin dibine sokmayı istemek yerine ona ve bana bu kıskançlığın sağlıklı bir şekilde faydası olmasını sağlayabiliriz. Yani karşımızdaki kişinin iyi yönünden kendimizi faydalandırabiliriz. Karşı taraftaki iyi yön benim bilgi haneme, kişiliğime pozitif anlamda ne katacaktır onu bulmak ve o şekilde kıskançlık yapabilmek faydalı olacaktır.

            Burada denilmek istenen öfke ve sinirlilik halinde iken bunu dibine kadar yaşamalıyım diye düşünüp sinirlendiğiniz kişiye şiddet uygulamak değildir. Kendimizi o noktalarda kontrol etmek gerekir. Tüm bu duygularımızın biz insanlar tarafından yaşandığı ve bunların bizde de olabileceğini kabul etmek gerekir. Kendimizi bütünü ile kabul edebilirsek kendimizi daha rahat ve huzurlu hissedeceğiz. Bireyler kötü duyguları kendilerine yakıştıramadıkları için onları bastırmaya taaa derinlere itmeyi böylece unutmayı tercih ediyor. Ancak bilinçaltımız böyle değil. O bizim bastırdığımız durumları hiç beklemediğimiz anlarda ve hiç beklemediğimiz bir şekilde dışarıya vuruyor. O yüzden diyoruz ki HAYATI BÜTÜNÜ İLE KABULLENMEK gerekir.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Hoşça kalın, sağlıcakla kalın…

YORUMLAR

  • 3 Yorum

Son Yazılar