Üzgün Kokarca
Sevdenur Yıldırım

Sevdenur Yıldırım

Üzgün Kokarca

06 Temmuz 2021 - 09:57

Herkese merhabalar,

Bugün sizlere ilkokul çocuklarına özel bir hikaye aktarmak istiyorum. Yetişkinler olarak bu tarz hikayeleri bilmeli ve çocuklarımıza aktarmalıyız. Çocuğa anlatılan bu hikayede verilecek olan mesaj şudur; herkesin bir değeri vardır; zayıf yönleri değil güçlü yönleri arayın. Bu öykünün ele aldığı sorun ise şudur; farklı ya da engelli olduğu için yaşıtları tarafından reddedilme. Öykü şu şekildedir;

-Bir zamanlarda yapayalnız, küçük bir kokarca varmış. Bir sürü türde hayvanın bulunduğu bir ormanda yaşamasına rağmen yalnızmış. Ormanda tavşanlar, rakunlar, sıçanlar ve tilkiler, fareler ve ayılar varmış. Büyük kuşlar ve küçük kuşlar varmış ve aynı zamanda bir sürü de kemirgen yaşarmış. Hatta nehirler ve içinde bir sürü balıklar varmış.

-Kokarca, ormandaki her türden hayvanla dostluk kurmaya çalışmış. Ancak ne zaman bu küçücük siyah beyaz hayvan, diğerlerinin yanına gitse “İşte ,pis kokulu geliyor. Iyyk. Kaçın canınızı kurtarın.” Diye bağırırlarmış. Sonra koşarak uzaklaşır ve kokarcayı tek başına bırakırlarmış.

-“Kendimden nefret ediyorum.”  Diye bağırmış birgün kokarca diğerleri yanından kahkahalarla uzaklaştıktan sonra. “Kokarca olmayı ben istemedim. Neden kokumu asla onların üzerine salmayacağımı anlamıyorlar. Nasıl biri olduğumu anlamak için bir şans vermiyorlar. Ben onlarla dost olmak istiyorum. –“

-Tek başına otururken gözlerinden yaşlar süzülürmüş. Zaman zaman küçük kokarca arkadaş edinmeye ççalışmış ama kimse yanına yaklaşmıyormuş. Hayvanların hiç biri kokarcanın kokusunu dostlarının üzerine salmayacağını açıklamasına izin vermiyormuş. Diğer hayvanlara ne zaman yaklaşsa gülerek hepsi yanından uzaklaşıyormuş. Her geçen gün biraz daha üzülüyormuş kokarca. Zaman geçtikçe üzüntü, yaşamının bir parçası haline gelmiş ve artık kokarca olmanın üzüntü verici bir şey olduğuna inanmaya başlamış.

-Bir gün kokarca, ormanda yiyecek bulmak için yürürken öfkeli kükremeler ve korku dolu çığlıklar duymuş. Otların arasından gizlice gitmiş ve bir de ne görsün bir tilki üç küçük yavru tavşanı köşeye sıkıştırmış yemek üzere. Küçük yavru tavşanların kendisine geçmişte ne kadar kötü davranığını bir an bile düşünmeden “Yardım edebilirim sanırım.” Demiş kendi kendine. Tilkinin küçük tavşanları sıkıştırdığı yere gitmiş. Tilki, lezzetli yemeğini düşünmekten yanındaki kokarcayı fark etmemiş bile. Kokarca, tilkiye iyice yaklaşmış ve “pırrrt” diye tilkinin gözüne kokusunu salmış. Tilki şaşkınlıktan çığlık atmış ve o anda yemeğini unutuvermiş. Ormana doğru koşmaya başlamış, bir yandan da pençelerini ve yüzünü toprağa sürerek kokufsn kurtulmaya çalışıyormuş.

-Tilki gittikten sonra bile havada hala ağır bir koku varmış. Yavru tavşanlar etraflarına bakınmış ve korkarcanın hayatlarını kurtardığını fark etmişler. Onunla alay edip yanından kaçtıklarını unutmuşlar. Kokunun yoğun olduğu çalılıktan uzaklaşarak, geçmişte yaptıkları için kokarcadan özür dilemişler. Yaşadıkları bu olaydan sonra kokarcaya farklı bir gözle bakmaya başlamışlar. “Bu çok şaşırtıcı.” Demişler birbirlerine “Bu kadar kötü olan bir şey nasıl bir anda iyi olabilir.”

-Kokarca ve tavşanlar, o gün dostluğu öğrenmişler. Tavşanlar, dostlarının farklı boylarda, şekillerde ve kokularda olduğunu öğrenmiş, kokarca da üzüntüden kurtuşmanın yollarını öğrenmiş.

Bugün hayatınızda bir farklılık yapıp bu öyküyü yakınlarınızdaki bir çocuğa okuyun. Onların hayal güçlerine böyle bir hikaye bırakalım.

Okuduğunuz için teşekkür ederim.

Hoşçakalın, sağlıcakla kalın…

YORUMLAR

  • 2 Yorum

Son Yazılar