Bayram gelmiş neyimize!
Yusuf Kısa

Yusuf Kısa

Merhaba

Bayram gelmiş neyimize!

01 Eylül 2017 - 07:52

Bayramlar güzellikleri, birliktelikleri coşku ve neşeyi barındıran  en müstesna günlerin başında gelir. Kırgınlıkların ortadan kalktığı dostlukların pekiştiği ve muhabbetin doruk yaptığı günler olarak nitelendirilir bayramlar. Bunlar son derece güzel ve insancıl dileklerden öte  olması da gerekenlerdir aslında.

******

,Bu küçük coğrafyanın Kuzey kesiminde yaşayan insanlar her bayram bu yukarıda saymaya çalıştığımız duygu ve geleneklerden biraz daha uzaklaşarak kendi içine kapanıp  bırakın coşkuyu hüzünle karşılar olmaya başladı bayramları. Yarınlara olan İnançsızlığın her geçen gün biraz daha doruk yaptığı bu küçük ülkede yaşadıkları insanımız karamsarlığa  itilmekte.

*****

Ekonomik ve Sosyal   koşulların  her geçen gün biraz daha belini büktüğü bu koşullar altında Kıbrıslı Türkler bir bayramı daha kutlamaya hazırlanıyor. Asgari ücretin açlık sınırının altında bir seyrettiği  bu ortamda  bir aile reisi bırakın çocuklarına bayramlık almayı, birlikte oturdukları sofraya ne koyacağının  hesabını yaparken bile  bin defa  düşünmekte ham de kara kara.

*****

Kendi Cumhuriyetini ilan ettiği günden bu yana aradan 34 yıl geçmesine karşın hiçbir anlamda kendi ayakları üzerinde durmayı başaramayan bu halk, bugün hala yaşamını idame ettirebilmek için avuç açar bir noktadaysa bunun  sorgulanması kaçınılmaz bir gerçekliktir. Bir sosyal varlık olan insan doğar büyür gelişir ve kendi yaşamını kendi ayakları üzerinde kurgulayarak yoluna devam eder.

******

Bu yaşamın bir gereğidir. Ne acıdır ki Kıbrıslı Türklerde bu süreç tamamen tersine işlemiş bir vaziyettedir. En zor  koşullarda direnerek ayakta kalmayı başarmış bu halk bugün dizleri üzerine çökmüş aciz ve çaresiz bir durumdadır. Bu yaşananların elbette  1’nci suçlusu ülkeyi yıllardır yönettiğini iddia eden siyasiler kadar  onların arkasında  bir “Sürü” psikolojisiyle duran halktır dır da aynı zamanda. Burada eğri oturup doğru konuşmak  şart ve gereklidir.

******

Bugüne kadar her koltuğa oturan siyasinin  “Ülkenin refahını artıracağız, insanlarımızı insanca yaşatacağız, kimseye muhtaç olmadan kendi ayaklarımız üzerinde duracağız, vb” söylemleri eminim hepimizin kulaklarında hala çınlamakta. Seçim meydanlarında kulağa hoş gelip vatandaşı sandığa taşıyan bu sihirli sloganlar bir süre sonra Ankara kapılarında el açıp para dilenmeye dönüşür maalesef  onursuz ve Kıbrıslı Türkleri aşağılarcasına.

****

İş birliği ile dilenmek arasındaki çizgi çok ince ve onurlu bir duruşu gerektirir. Siz hiçbir şey üretmeden salt üleşme güdüsüyle  hareket ettiğiniz sürece  dilenmeden kurtulamazsınız. Bu dilenme de sizi üretmek ve direnmekten koparıp tamamen bağımlı ve  onursuz bir varlığa dönüştürür. Hiçbir Kıbrıslı Türk buna layık değil ve olamaz da.  

 

*****

Kısaca ve özetle güzel ve umutlu sözcüklerin dilimizden dökülmesini düşlediğimiz bu bayramı da Kıbrıslı Türkler olarak  mutsuz, umutsuz ve karamsar bir ruh haliyle kutlayacaksak eğer, hepimiz bir kez daha ellerimizi  başımızın arasına alarak bir kez daha düşünmeliyiz. Belki atı alan üsküdarı geçti ama henüz son gemi bu limandan kalkmadı. Unutmayalım umut en son ölür. Güzel ve sağlıklı bir bayram dileklerimizle…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar