Bizim temel sorunumuz biz olmamaktır!
Yusuf Kısa

Yusuf Kısa

Merhaba

Bizim temel sorunumuz biz olmamaktır!

26 Haziran 2020 - 08:03

2001 yılında dönemin Rauf Raif Denktaş'ın hışmından hiç kurtulmayan ve açtığı davaların ardından haczedilen baskı makineleri ve diğer aksamları nedeniyle artık bu gazete çıkmaz diye sevinelerin sevinci kursaklarında kalıyordu. Sabah gazete almaya  giden okurlar fark etmemişti ama adını "Afrika" olarak değiştiren gazete, 19 yılın ardından yeniden Avrupa Gazetesi olarak yayın hayatına başladı.
Dün itibarı ile yeniden Avrupa ismi ile okurları ile buluşmaya devam edecek olması düşünce ve ilkelerinde bir değişikliğe yol açmayacak. Şener Levent şahsında tüm Avrupa emekçileri yazarları ve okurlarına hayırlı olmasını dilerim. İcazetsiz günlük gazete, yola devam.
***
Bu adada önce dedelerimizin sonra babalarımızın ardından bizim kuşağın, sonra bizim çocuklarımızın ve şimdiki nesil torunlarımızın çok canı yandı yanmaya da devam ediyor. Türkiye'yi bu gün karanlık tünellerde bir çıkmaza saplayanlar bize de ayni yaşamı uyguluyor.
İşte yaşadığımız acılardan sonra biz dünyanın her neresindeki başka bir insanın canı yandığında bizim yüreğimiz tutuşup alev alıyorsa o derece insanız ve en iyi biz anlıyoruz ciğeri yananları. Zalimin zulmüne karşı durabildiğimiz, zulmün her türlüsüne karşı çıkabildiğimiz sürece daha bir insanız.
Dünyamızın içinde başka dünyaları olan acımasız, barbar insanlar olsa da başka bir dünyamız yok. Birbirimizi dinlemeye, anlamaya, sevmeye, saymaya her zaman çok ihtiyacımız var, ihtiyacımızdan çok bir o kadar da zorunluluğumuz var.
***
Bu karanlık dehlizlerden çıkış için çözüm üreten içine düşürüldüğümüz, çirkinliklerden çok güzelliklerden, ayrıştığımız değil birleştiğimiz noktaları görebildiğimizde daha bir insanız.
Herkesin kendisi için istediğini tüm insanlık için istediği, barışın, hukukun ve adaletin hakim olduğu bir dünyada yaşamaya ihtiyacımız var. Yaşadığımız barışın adaletsizliklerin, haksızlıkların, zalimlerin ve her türlü zulümlerin var olduğu bu cenderede yanıyoruz kavruluyoruz.
Barışın yerini savaş alıyorsa, Adaletin yerini Adaletsizlik alıyorsa, güçsüzün yerini güçlüler alırsa, sükunetin yerinde kaos hüküm sürerse, o zamanda yarınından güven duymayan, bugününü yitirmiş bir toplum vücut bulacaktır. Yaşadığımız tam da bu süreçler değil mi?
***
Bir toplumda; gözler kör, kulaklar sağır, dudaklar suskun olursa adaletsizlik hüküm sürer. Düşmanlıklar cinayetleri, cinayetler düşmanlıkları doğurur. Baksanıza trafik cinayetleri, iş cinayetleri ve her yaştan insanların kurban verildiği cinayetler adası oldu, Kıbrıs'ımız. Ama inanınız bu düzeni yaratanlardan daha çok umutlarımız, yarınlardan.
Sistemi, düzeni ve adına statüko dediğimiz bu kuşatma şartlarındaki yaşamı adama göre işletmek pek çok sorunumuzun temel sebebidir. Sistemi de ele geçirmek için insanları kurgulamak, sisteme esir etmek için bizimkiler muktedir gibi görünerek sahici rol yapıyorlar.  Bu ülke yarısında her şeyi iyi, güzel hatta mükemmel göstermek için bizim işbirlikçi, satılmış kuklalar muktedirse, ben de diyorum ki bu beyinsiz takımı ile her şeyin kötünün kötüsü olması temel sorunumuzdur. Temel sorunumuz; öncelikle biz olamamaktır.
***
Hayatta siz, biz ne düşünürsek ve ne isterseniz o olmalıdır, normal ülke şartları altında yaşamı olsaydık  diyeceğim siz yeter ki yeterince isteyin ve olması için yeterince çalışın diyecektim.  Erdoğan rejimi burada birbirini tamamlayan dayatma yasalarla kendini tahkim ederken vakit her zamankinden daha çok daralıyor. Tüm toplum kesimlerinin yürümesi, hatta daha hızlı yürümesi gerek.
Ve yine geldi yazının sonuna ama hayat ve mücadele devam ediyor, etmeli, edecek Bu kuşatma koşulları altında, bizim, toplumumuzun, bu ada yarısında yaşayan insanların sağlığını düşünmeyenlere inat, Ekonominin temeli Eğitim ve Sağlıktır, Eğitimin ve sağlığın ekonomik temeli ayrılmaz bir bütündür. Her şeye rağmen görmek isteyene. Haydi eyleme!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar