Polis nereye Koşuyor ?
Yusuf Kısa

Yusuf Kısa

Merhaba

Polis nereye Koşuyor ?

18 Ekim 2016 - 09:44

Bu ülkenin gerçekten “Dingili koptu”… Vatandaş her geçen gün ülkedeki organlara güven erozyonu yaşıyor, tabi bunda da son derece haklı. Vatandaşını korumakla yükümlü bir kurum olan Polis Teşkilatının içinde bulunduğu durum içler acısı... Teşkilata mensup iki görevli magandaları tarafından “Öldüresiye” dövülüyor hem de sokak ortasında…

******

Polis karakolunda tutuklu bulunan kuyumcu soygunu zanlısı 4 İran’lı “Havalandırma” penceresinden kaçmayı başarıyor. Bir eğlence mekanına yönelik silahlı saldırı düzenleniyor, hem de bize gelen bilgilere göre bu mekana saldırı yapılacağı istihbaratını almış ve bölgede de önlem almış olduğu halde. Yeni Bakış toplumsal olaylara duyarlı bir gazete olarak son iki günden beri ülkede yaşanan adli olayları uzman görüşleriyle manşetine taşımış.

*****

Ülkenin en ünlü avukatlarından Barış Mamalı, “polis var ancak ofiste oturuyor” diyor. Polisin ofiste oturduğu bir ülkede o ülkenin vatandaşını sokakta kim koruyacak? Güvenliğini kim sağlayacak diye sormak istiyoruz öncelikle Polis Teşkilatı’nın başındaki Süleyman Manavoğlu ve Polisimizin bağlı olduğu daha üst organlara. Yine dün manşetten yayınladığımız Mahkemeler Faaliyet raporlarına göre içinde bulunduğumuz Ekim ayının henüz ortasındayken suçlardaki artış nerdeyse “Patladı”. Sanırım bu örnekleri bize içinde bulunduğumuz ortamın vahametini çok net olarak göstermekte.

******

Dün sabahki firar olayından başlayarak son günlerdeki adli başlıkları biraz daha detaylandıralım dilerseniz. Lefkoşa, Polis Teşkilatının merkezi ve bu merkezin nezarethanesinin havalandırma penceresinden 4 zanlı “Kuş” olup uçuyor. Lütfen biri bana bunun izahını yapsın... Benim ne mantığım ne de zekâm polisin kontrolü altında kilitli bir alandan 1 değil tam 4 kişi hem de pencereden kaçmayı başarıyor. Biraz geriye gidersek yine polis kontrolünde bir cinayet sanığının da 3’üncü kattan atlayarak canına son verdiğini hatırlarız.

********

 Gelişmiş dünyada tutukluluk merkezlerinde havalandırma pencereleri veya alanlarına monte edilen sistemler bırakın oradan çıkmayı parmağınızı bile oralara uzatmayı engeller nitelikte düzenleniyorken, bize ise tam tersi olarak mübarek sanki de tatil köyünün penceresi gibi bir görüntü çizmekte. Bu noktada yine gazetemizden bir habere atıfta bulunma gereği duyuyoruz. Bu ülkenin önemli araştırma şirketlerinin başında olan Sn Mine Yücel’in yaptığı son ankette ülkede güven duyulan mekanizmalar arasında polis teşkilatı giriyorsa bundan çıkan sonuç vatandaşın polisine güven duyma arzusunun had safhada olduğundandır. Kısacası, her geçen gün “Çanlar” biraz daha yüksek frekansta maalesef KKTC için çalmaktadır.

*******

Olay bu kadar ciddi ve vahimken bizi yönetenlerin gündemi, tartıştıkları hatta üzerinde kafa yordukları olaylar ülke gündeminden o kadar kopuk ki vatandaşın bu durum karşısında hiddetlenmemesi nerdeyse imkansız gibi. Başa dönecek olursak, maalesef ülkedeki bütün yapı gibi polis teşkilatı da köhnemiş, çağı geçmiş hatta siyasete esir düşmüş bir çaresizlikte yol almaya çalışıyor. Bu ülkenin bir vatandaşı olarak benim emniyet mensuplarımın sokak ortasında ne idüğü belirsiz kişiler tarafından dövülmesine, benim ülkemin karakollarından hırsızların, uğursuzların, sapıkların elini kolunu sallaya sallaya kaçması ağrıma gidiyor.

******

Zaman artık “Titreyip kendimize gelme zamanıdır” yarın emin olun ki bugünü de arayacak hatta ABD’de olduğu gibi kendi kendimizi koruma mekanizması geliştirecek bir yapıya bürüneceğiz. İşte o zaman da bu küçük Ada’da kan ve namus davaları gibi birçok kanunsuzluklarla boğuşmak durumunda kalacağız. Bizden naçizane bir tavsiye….

Son Yazılar