"Temiz Eller" ve KKTC
Yusuf Kısa

Yusuf Kısa

Merhaba

"Temiz Eller" ve KKTC

12 Haziran 2017 - 11:19

17 Şubat 1992’de, İtalya'nın Milano kentinde "Mike-Papa" kodlu bir operasyon kapsamında İtalyan Sosyalist Parti yetkilisi Mario Chiesa gözaltına alındı. Mario Chiesa daha sonra, aralarında siyasi parti liderleri, bürokratlar ve ülkenin en büyük şirketlerinin yöneticilerinin de bulunduğu binlerce kişinin yargılandığı davanın ilk tutuklusu olarak tarihe geçecekti. "Mike-Papa" operasyonu ise "Mani Pulite" (Temiz Eller) adını alarak İtalya'nın ve dünyanın en sansasyonel yolsuzluk davalarından birine dönüşecekti.

****

17 Şubat 1992'de Mario Chiesa'nın ofisine baskın yapan güvenlik güçleri, Sosyalist Parti yetkilisini 7 milyon liret değerindeki, savcılık tarafından önceden işaretlenmiş banknotları rüşvet olarak aldıktan hemen sonra yakaladı. Chiesa'nın tutuklandıktan 5 hafta sonra yapmaya başladığı itiraflar ve eski karısının ifadeleri, yolsuzluğun 7 milyon liretle (yaklaşık 3500 euro) sınırlı kalmadığını ve rüşvet çarkının ülkenin yönetici sınıfını da içine aldığını ortaya çıkardı.

****

Şubat 1992'den Aralık 1994'e kadar üst düzey politikacılar, bürokratlar, iş adamları da dahil 4500'den fazla kişi hakkında soruşturma açıldı. Açılan davalarda yolsuzluk ve bağlantılı suçlardan mahkum olanların sayısı 1233'e ulaştı. 448 kişi daha ilerleyen yıllarda suçlu bulunsa da zaman aşımı ya da ölüm gibi sebeplerle mahkum edilemedi.

****

Eski Başbakan ve Sosyalist Parti lideri Bettino Craxi de yolsuzlukla suçlananlar arasında yer alıyordu. Craxi, 3 Temmuz 1992'de Temsilciler Meclisi'nde yaptığı konuşmada "Herkes biliyor ki, siyasi finansmanların büyük kısmı kuralsız ve yasadışıdır. Bu salonda bulunan hiçbir önemli kuruluşun siyasi sorumlusunun ayağa kalkıp da aksi yönde yemin edebileceğine inanmıyorum" diyerek yolsuzluk ve rüşvet suçlamalarına karşı milletvekillerinden "dayanışma" talep etti.

****

İtalyan siyaset dünyasında hemen herkesin yolsuzluğa karıştığını söyleyen, kendisinin hedef haline getirilmesini ise "darbe" olarak niteleyen Craxi sonunda tutuklanmaktan kurtulmak için 1994'te Tunus'a kaçtı. 5 ayrı davada rüşvet ve yolsuzluktan suçlu bulunan Craxi 1995'te kaçak ilan edildi. Craxi 2000 yılında sürgünde hayatını kaybetti.

****

Bugünkü köşe yazımızı siyasi tarihin önemli skandallarından birinin nasıl ortaya çıkarılıp sonuçlandığını anımsatıp bir ülkeyi yönetmeye aday siyasilerin zaman zaman neler yapabileceklerinin ibret verici öyküsünü son yıllarda KKTC siyasetinde yaşananlarla özdeşleştirmek istedik.

****

1974’ten itibaren ikiye bölünen adanın Kuzey kısmını yönetmek iddiasındaki Kıbrıslı Türkler ve onların siyasi temsilcilerinin bu küçük ülkeyi 43 yılda getirdikleri durum ortada. Trafik kazaları, Kanser ve Kalp krizinden ölen vatandaşların her geçen yıl biraz daha artan sayıları. Marazi ve bencil insanların yaşadığı neydüğü belirsiz bir ülke.

***

 Sınır kapılarından kimin neyle girip çıktığı ülkeye ne olarak gelip ne yaptığı belli olmayan kalabalıklar, fuhuş, kumar, cinayet, gasp,  Bed Ofis, Sanal Kumar ve nicelerinin yaşandığı uluslararası hukuku bırakın kendi iç hukukunun bile dışında bir ülke. İşte tam da bu noktada bu ülkeyi “Basının malı” gibi gören iktidarsız iktidarların son yıllarda ayyuka çıkan paylaşım oburluğu, peşkeş, rüşvet ve Osmanlı Padişahları misali babadan oğula hatta kıza koçan edilmeye çalışılan ülke toprakları.

****

Saatin zembereğinin kopması veya geminin dümeninin kırılması misali herkesin gözü önünde pervasızca utanmadan hatta sıkılmadan kapişari edilen arsalar, tarlalar, ambarlar, fabrikalar ve daha neler neler. Yaptığından utanmayan ve bunu deşifre eden gazeteci veya gazetelere tehdit, baskı ve gözdağı vermeye çalışıp meclis kürsüsünün kime ait olduğunu unutup oralardan kendini aklamaya çalışırken daha da çirkefe batan siyasetçilerin 2017 vizyonuyla aramızda dolaştığı bir ülkeye dönüşen KKTC’nin hızla tükenişi ve bu gidişe kimle ve nasıl müdahale edileceğinin sorgulandığı bir nokta.

 

Yazımızın başında İtalya’nın 1992’de yürekli hukuk insanları önderliğinde  başlatıp sonuçlandırdığı ibretlik “Temiz eller” operasyonundan  kısa bir anımsatma yaptık. İşte tam da bu noktada bu küçük ülkede de benzeri bir operasyona ihtiyaç olduğunu sanırım bizim gibi herkes de düşünmekte. Siyasetin bu kadar pervasızlaştığı, siyasetçinin kendini oraya taşıyan kitlelerden kopuk kendini Osmanlı Padişahı olarak gördüğü rüşvet ve peşkeşin “Helal” olarak yorumlandığı bu ortamda gerçekten yürekli, inançlı ve idealist insanlara ihtiyacı var bu ülkenin hem de her zamankinden daha çok.

****

Bugünün bile artık geç sayılabileceği bir ortamda yarını beklemek bu ülkeye yapılabilecek en büyük kötülük olduğunu unutmadan kendi topraklarına sahip çıkma arzu ve sevdasında olan yurtseverlerin artık harekete geçip KKTC’ye sahip çıkma zamanı geldi ve geçti diyerek sonlandırmak istiyoruz bugünkü yazımızı. Herkese iyi bir hafta dileğimizle...   

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar